Görünmez Adam | Herbert George Wells
Görünmezlik bir güç müdür, yoksa insanı yavaş yavaş yutan bir zindan mı?
Kitabın Konusu
Genç ve hırslı bir bilim insanı olan Griffin, ışığın kırılma geçirgenliğini değiştirerek nesneleri ve canlıları görünmez kılmanın yolunu bulur. Kendi üzerinde uyguladığı bu deney başarılı olur; ancak Griffin’in hayal ettiği "mutlak özgürlük" kısa sürede bir kâbusa dönüşür. Iping adındaki küçük bir köye, yüzü sargılar içinde ve garip kıyafetlerle sığınan bu gizemli yabancı, hem köylülerin merakını hem de kendi içindeki karanlığı tetikler.
Görünmezlik, Griffin’e duvarların içinden geçme veya gizlice izleme yetisi verse de, onu fiziksel dünyanın gerekliliklerinden (soğuktan korunmak, yemek yemek, barınmak) kurtarmaz. Aksine, onu toplumun dışına iter ve denetlenemeyen bir gücün getirdiği ahlaki çöküşe sürükler. Wells, bilimsel bir mucizenin trajik bir teröre dönüşmesini anlatırken, insanın etik sınırlarını ve güce olan açlığını sorgular.
İnceleme
Wells, bu romanda bizi "görülmemenin" yarattığı o tekinsiz boşlukla tanıştırır. Griffin’in trajedisi sadece görünmez olması değil, bu durumun onu insanlıktan çıkarmasıdır. Kimsenin sizi görmediği bir dünyada, toplumsal kurallara veya vicdana ihtiyaç duyar mısınız? Griffin’in cevabı hayırdır; o, görünmezliği bir hizmet değil, bir "dehşet saltanatı" kurmak için kullanır.
Roman, Griffin’in kibri ile toplumun cehaleti arasındaki çatışmayı ustalıkla işler. Başlangıçta sadece anlaşılmak isteyen bir dahi olan Griffin, hikâyenin sonunda kendi yarattığı boşluğun içinde kaybolan bir caniye dönüşür. Wells bize şunu fısıldar: İnsan, ancak başkalarının gözünde var olduğu sürece insandır.
Neden Okumalısın?
Bilimkurgunun öncü metinlerinden biri olmasının ötesinde, bu kitap modern bir