Uğur Fatih Alp

Uğur Fatih Alp
@dostoyevzsche
Okuduklarım, izlediklerim ve yazılarım. Kitaplar / Film-Dizi Alıntılar / İncelemeler
Radyo - Televizyon Yayıncılığı
Üniversite
Esenyurt - İstanbul
Bakırköy / İstanbul, 21 Temmuz 1988
37 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Siyah Beyaz Aşk, Prime Video kütüphanesine eklendi! 🎉 Yönetmen koltuğunda Yasin Uslu'nun oturduğu, senaristliğini Eylem Canpolat ve Sema Ergenekon'un yaptığı, başrollerini İbrahim Çelikkol ve Birce Akalay'ın paylaştığı bu ikonik yapım, 2017-2018 sezonunda Kanal D'de yayınlanmış ve büyük bir izleyici kitlesi yakalamıştı. Artık Prime Video üyeleri için yepyeni bir izleme fırsatı doğdu. Konusu: Ferhat Aslan (İbrahim Çelikkol), karanlık bir dünyada yaşayan, amcası Namık Emirhan (Muhammet Uzuner) için tetikçilik yapan sert ve duygusuz bir adamdır. Aslı Çınar (Birce Akalay) ise hayatı kurtarmaya adanmış, idealist ve güçlü bir genel cerrahtır. Bir tesadüf (daha doğrusu Ferhat'ın yaptığı bir hata) sonucu yolları kesişir: Ferhat, yanlışlıkla Aslı'yı kaçırır ve bu olay ikisinin de hayatını sonsuza dek değiştirir. Siyah-beyaz gibi zıt karakterler, yavaş yavaş birbirine çekilirken ortada hem yoğun bir aşk, hem de bolca gerilim, intikam, aile dramı ve mafya hesaplaşmaları vardır. "Hayat kurtaran kadın" ile "hayat alan adam" arasındaki bu çelişki, dizinin ana damarını oluşturuyor. Neden İzlenmeli? ▪︎ Kimya → İbrahim Çelikkol ve Birce Akalay arasındaki elektrik ekranı yakıyor. Birçok kişi için Türk dizilerindeki en ikonik çiftlerden biri oldular. ▪︎ Tempo → 32 bölüm boyunca neredeyse hiç düşmeyen aksiyon + duygusal derinlik dengesi. ▪︎ Yan karakterler → Muhammet Uzuner'in Namık Emirhan'ı, Arzu Gamze Kılınç'ın Yeter Aslan'ı, Ece Dizdar'ın İdil Yaman'ı gibi unutulmaz performanslar var. ▪︎ Müzikler → Özellikle o dönem çok konuşulan soundtrack'ler hala akılda. Prime Video'ya yeni eklenen bu diziyle beraber, "Ne izlesem?" diye düşünenlere harika bir alternatif geldi. Özellikle yağmurlu İstanbul akşamlarında, battaniye altında duygusal-gerilim dozunda bir şeyler arıyorsanız tam
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gülün Adı | Umberto Eco Altıncı Gün - İkindi Sayfa: 621 Başlayıp, William’ı dinlemek istemiyor; değerli taşların dili üstüne konuşuyor; son üzücü olaylarla ilgili soruşturmanın sürdürülmemesi isteğini dile getiriyor. Belirsizliğin Dehşeti: Günah Keçisi Arayışı Ve Görünmez Düşman ​💬 Alıntı: ​"Bu sabaha değin en kuşkulu görünen kimselerin tümü de öldü. Daha düne dek herkes Berengar'dan sakınıyordu, aptal, hain ve kösnül Berengar'dan; sonra kilerci, sapkınlığından kuşkulanılan biri; son olarak da Malachi, hiç kimse tarafından sevilmeyen... Şimdi kimden sakınacaklarını bilmiyorlar; hemen kendilerine bir düşman bulmaları gerek ya da bir günah keçisi. Herkes birbirinden kuşkulanıyor; bazıları tıpkı senin gibi korkak; bazıları başkalarını korkutmaya karar vermişler. Hepiniz de tedirginsiniz." ​📌 Metnin Bağlamı ​Olay örgüsünün düğüm noktalarından birinde, kütüphanenin gizemleri çözülmeye çalışılırken ölümler durmak bilmez. Manastır sakinleri için "olağan şüpheliler" listesi birer birer mezara girmektedir. Berengar, Remigio ve Malachi gibi uçlarda yaşayan veya sevilmeyen karakterlerin ölümü, topluluğu bir "düşmansızlık" krizine sürükler. Somut bir katil bulunamadıkça, korku soyutlaşır ve herkesin birbirine zehirli bir şüpheyle bakmasına neden olan genel bir histeri dalgasına dönüşür. ​📌 Tematik Çözümleme ▪︎ ​Günah Keçisi Psikolojisi: İnsan zihni, açıklayamadığı felaketleri rasyonalize etmek için bir "öteki" yaratmaya ihtiyaç duyar. Düşman öldüğünde korku bitmez; sadece yeni bir hedef arayışına girer. ▪︎ ​Düzen ve Kaos: Şüphelenilenlerin ölümü, manastırdaki hiyerarşik ve ahlaki düzenin tamamen çöktüğünü gösterir. Artık "kötü" olanlar da gittiğine göre, geriye kalan "iyiler" arasındaki karanlık potansiyel ortaya çıkar. ▪︎ ​Paranoya (Kolektif Korku): Korku sadece bir
1000Kitap
Kitap dağıtım sektöründe iki asırlık bir dev olan Baker & Taylor, iflasın eşiğinde. ABD’nin kitap dağıtım sektöründe iki asırlık bir devi olan Baker & Taylor, Mart 2026’da Chapter 11 iflas koruması başvurusu yaparak sektörde büyük yankı uyandırdı. 1828 yılında kurulan şirket, uzun yıllar boyunca kütüphaneler, okullar, akademik kurumlar ve perakendeciler için basılı kitapların en önemli toptancı ve dağıtımcılarından biriydi. “Sektörün görünmeyen devi” olarak anılan Baker & Taylor’ın bu çöküşü, birçok kişi için sürpriz olsa da, arka planda biriken sorunların kaçınılmaz sonucu olarak değerlendiriliyor. Neler Yaşandı? Şirketin iflas süreci aslında 2025’te hız kazandı. 2025 sonbaharında ReaderLink Distribution Services’e satış anlaşması yapılmış, ancak bu anlaşma Eylül 2025’te çökmüştü. Satışın iptaliyle birlikte nakit akışı tamamen durma noktasına geldi, operasyonlar yavaş yavaş durduruldu ve yüzlerce çalışan işten çıkarıldı. Dağıtım merkezleri (örneğin Illinois’teki Momence tesisi) kapatıldı. Şirket, 2025 sonunda fiilen faaliyetlerini sonlandırma yönünde adım atmıştı. Ancak borçlar ve alacaklı talepleri bitmedi. Bu nedenle 16 Mart 2026 tarihinde New Jersey İflas Mahkemesi’ne Chapter 11 başvurusu yapıldı. Mahkeme belgelerine göre: ▪︎ Tahmini varlıklar: 1 milyon – 10 milyon dolar. ▪︎ Tahmini borçlar: 100 milyon – 500 milyon dolar. ▪︎ Alacaklı sayısı: 1.000 – 5.000 arasında. ▪︎ Yaklaşık 120 milyon dolarlık genel teminatsız borç (yaklaşık 2.000 alacaklıya). ▪︎ Yayıncılara ve tedarikçilere ~68 milyon dolar. ▪︎ Kütüphanelere (leasing programından kaynaklı) ~ 33 milyon dolar. ▪︎ Diğer borçlar ~18 milyon dolar. En büyük alacaklılar arasında Penguin Random House gibi dev yayıncılar da yer alıyor (örneğin PRH’ye 23 milyon dolar civarı borç olduğu belirtiliyor). Çöküşün
1000Kitap
Neden tek bir kayıp yürekleri dağlarken, milyonlar sadece rakam oluyor?
1000Kitap
Profesör Doktor: Caner Taslaman İslam’ın doğru anlaşılması için, İslam’ın nasıl anlaşılması gerektiğini tartışmamız lazım. Ben şahsen Şiiliğe karşı eleştirilerimi, İran’a gidip İran devletinde Kum şehri içindeki en temel öğretileri “Mehdi öğretisi uydurmadır” diye savunmuş bir kimseydim. Ancak böyle bir savaş olduğunda Şii-Sünni veya Suudi Arabistan hacıları, onlar selefi, biz daha çok tasavvufçuyuz gibi bütün ayrımları bir kenara bırakıp burada bütün İslam aleminin bence İsrail’i ve Amerika’nın yaptığı haksızlıklara karşı durması ve bununla nasıl başa çıkacağız diye düşünmesi lazım. Evet, ne yazık ki birçok devlet Amerika-İsrail tarafından esir alınmış vaziyette. Esir alınma sebepleri de Müslüman devletlerin birbirine düşürülmesidir. Sonra “Ben seni İran’a karşı koruyacağım, öbürünü Suudi Arabistan’a karşı koruyacağım” diyorlar. Sonuçta Müslümanlar birbirlerine düşürülerek bu devletler Amerika’nın hegemonyasına giriyor. Amerika’da zaten İsrail tarafından işgal edilmiş vaziyette. İsrail’in yıllarca kurduğu orada bir lobi faaliyeti var. Epstein olaylarını falan görüyoruz. Bunlarda aslında İsrail’in çok açıkça gözüküyor ki Amerika’yı esir alma araçlarından birisi. Yani bir yerde ekonomiyi, bir yerde Hollywood’u, bir yerde lobi faaliyetlerini kontrol ederek bunu yaparken, sonuçta bir kısım esir alamadıklarının da kasetlerini yaparak belli bir adaya götürüyorlar ve orada onların zaaflarından yararlanarak kasetlerini çekiyorlar. Belki Trump’ın da diğerlerinin de buna benzer kasetleri vardır. Onları tehdit ederek bir kısmını esir alıyorlar. Tabii şimdi bu tip olaylarda çok fazla uydurma da piyasaya çıktığı için bunların ne kadarı uydurma, ne kadarı doğru bilemiyoruz. Ama yüzde onu bile doğruysa korkunç bir şey. Burada bence tabii yapılması gereken ilk noktayı ben her
1000Kitap