Bu uygulamayı ilk olarak 1 sene önce indirdikten bir süre sonra unuttuğum bir sebeple kaldırmıştım. Uzun bir süreden sonra yaklaşık iki hafta önce yeniden tam anlamıyla "kültürel ve edebî bir iştah, doyumsuzluk " uğruna yeniden indirdim. Kendim gibi insanlarla bir arada olmaktan çok büyük memnuniyet duyuyorum. Başka bir sosyal medya aracı ile yaptığım paylaşımları anlayan, onların tadına varabilen, bunun bir lüzum olduğunu hisseden pek az insan olduğu için hevesim hayli kaçmıştı. Şimdi iyi ki buradayım ve siz de iyi ki varsınız güzel insanlar... Bunu sizlerle de paylaşmayı çok çok istedim. Saygılar, sevgiler...

Gökhan Aktaş, bir alıntı ekledi.
13 May 21:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kalpte bir doyumsuzluk vardır; onu Allah'dan başka hiçbir şey asla gideremez.

Nefis Terbiyesi, İbni Kayyim El Cevziyye (Sayfa 58)Nefis Terbiyesi, İbni Kayyim El Cevziyye (Sayfa 58)
İbrahim Demiroz, bir alıntı ekledi.
11 May 18:48 · Kitabı okudu

Sems,her anını mistik aşkın denizinde yüzerek geçirmek istiyordu. Sanırım bir tür doyumsuzluk ya da uyumsuzluk durumu.

Bab-ı Esrar, Ahmet ÜmitBab-ı Esrar, Ahmet Ümit

Makaleler
*Bilimsel ve insani bir çizgi*

Bazısı elmayı tercih eder, bazısı narı.
Kimisi buğday eker, kimisi darı.
Ahmet kırmızı sever, mehmet sarı.
Biri çiftetelli oynar, diğeri atabarı
Aydın yaş pasta sever, veli ise kuru.

Yani tercihler, beğeniler, zevkler, beklentiler çeşit çeşit, farklı farklı.
Hepimiz hammadde olarak aynı kaynaktan var olsak da, değişik faktörler, bizi bu çeşitliliğe sevk ediyor.
Hepsi normal değil mi?
Kavga yok, gürültü yok, yarış yok, rekabet yok ve kıskançlık, kin, ayak oyunları yok.
Fakat ne zaman ki devreye, futbol, siyaset, dernek, tarikat, at yarışları giriyor, sihir bozuluyor ve kavga alevleniyor.
Yarış sonunda atlar birbirini ısırmıyor ama yanlış ata oynayanlar kavga edebiliyor.
Bir siyasi partinin, her türlü eylem, söylem, proje, hamle ve hareketi istisnasız tartışma, kavga ve kin konusu olabiliyor.
Toplumsal fayda seviyesi, değeri nedir onu kriter alan yok. "Bana faydası var mı, partime faydası var mı" gözlüğüyle bakılıyor.
Futbol karşılaşmalarında, top değerli, kale önemli fakat canın, kardeşliğin, dayanışmanın, vücut sağlığının bir hükmü yok.
Basit bir dernek, kooperatif, kulüp, sendika seçimlerinde bile, tüm seçim kuralları belli olduğu halde, iş tatlıya bazen bağlanamıyor.
Peki nedir bu insanı rekabete sürükleyen doyumsuzluk, hazımsızlık duygusu?
Tıp diliyle; hastalık, davranış bozukluğu.
Edebiyat diliyle; görgüsüzlük, kabalık.
Tarih diliyle: cehalet. Sosyoloji diliyle;ölçüsüzlük.
Sorun ortada, biz insanız başka canlılara benzemeye gerek var mı?
Türdeşleri ile anlaşamayan, diğer evrensel varlıklarla nasıl bütünleşecek?
Çözüm mü? Önce hepimiz kendi kapımızı süpüreceğiz. Bodrumda iğne aramaya gerek yok.
25.04.2018
*Ali Rıza Malkoç*
#armozdeyis

Makalenin yayınlandığı sayfa:

http://www.edebiyatevi.com/...nsani-bir-cizgi.html

Mutlu Gözler :), bir alıntı ekledi.
20 Nis 22:47

Nasıl kalabalıkların, hepsi de karşılıklı doyumsuzluk ve
kızgınlıkla biten, kaotik hareketleri bir diktatörün iradesi ile
belli bir yöne çekiliyorsa, çözülmüş durumdaki bireyin de yönlendirilmeye
ve düzene sokucu bir prensibe ihtiyacı vardır.

Keşfedilmemiş Benlik, Carl Gustav JungKeşfedilmemiş Benlik, Carl Gustav Jung
Caner Tuncer, Açlık'ı inceledi.
 20 Nis 17:22 · Kitabı okudu · 15 günde · 8/10 puan

-YAZAR VE ESER HAKKINDA ÖN BİLGİ-

Açlık kitabı, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar, Knut Hamsun(g)'un ilk eseridir. Hamsun, Nobel Edebiyat Ödülü'nü bu kitapla kazanmamış olmasına rağmen en çok okunan ve bilinen kitabıdır.
Knut Hamsun, tıpkı kitabın baş karakteri gibi o dönem açlık içerisinde bunalımlarla ve türlü zorluklarla mücadele eden, ve yine kitabın karakteri gibi aynı zamanda yazar olmak isteyen bir gençmiş. O dönem gerçekte yaşadığı hayatı bizlere detaylarıyla anlatarak istediğine ulaşmış, yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hala okunan bir yazar olmayı başarmış.
Vücudun en temel ihtiyaçlarından biri olan açlığın yanı sıra, susuzluk, barınma, giyinmek gibi diğer temel ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda sadece fizyolojik olarak değil, psikolojik olarak da girdiği çöküntüleri, dengesiz ruh halini ve acıları yansıtan bir eser açlık. Ayrıca eklemek istiyorum ki, kitabımızın karakterinin tek bir dostunun, arkadaşının veya ailesinden bir bireyin dahi olmayışı yani kelimenin tam anlamıyla yalnız oluşu da psikolojik bunalımında önemli bir etkendir bana göre.

-KENDİ NOTLARIM-

Kitabın karakterini, yokluk ve açlık içinde yazar olma isteğiyle dolup taşan Jack London'ın ünlü karakteri Martin Eden ile fazlasıyla benzer taraflarının olduğunu farkettim. Kitabın karakteri diyorum çünkü kitabın baş karakterinin ismi kitapta geçmiyor ki bu da bana çok ilginç geldi.
Sonuç olarak, özellikle az ile yetinmeyi bilmeyen ve devamlı doyumsuzluk içinde olan mutsuz insanların okumasını tavsiye ediyorum. Onun dışında kalan edebiyat sever okurların ise beğeneceği, zaman zaman içine çekileceği bir eser.

Farkında Dergisi Sayı 2, sayfa 28
Toplumun gerçek sorunlarını ve çözümünü dert etmeden, kitlelerin bilgi, bilinç sorumluluğunu düşük tutarak kurulan düzeni lider koruyacak ve tek uygulayıcı olacaktır. Sorunla karşılaşıldığında sorunu ört bas etmek, kapatmak için gündem değiştirilerek, gözden uzaklaştırılıp gündemden düşürülür. Peki, geniş halk kitleleri neden yanıltılmaya eğilimlidirler? Bu sorunun cevabı bulunmadan kamuoyu araştırmalarına ve seçim sonuçlarına bakarak şaşırmak, üzülmek sonucu değiştirmez. Sorunun çözümü uzun vadeli laik, demokratik eğitimle sağlanabilir. Çünkü faşist rejimlerin ortaya çıkışına ön ayak olan, destekleyen kitlelerin bilinçaltında her anlamda yetersizlik, doyumsuzluk, eziklik, biat ve itaat etme olgusu yatar. Kendi güçsüzlüklerini daha da güçsüz olanı ezerek kapatma eğilimi Hitler'in "Zayıflara acımak doğaya ihanettir." sözüyle doğrulanmaktadır.

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
14 Nis 23:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Mırıldanıyordu kendi kendine:
“Yüzyıllardır durup gelen bu karanlık metro istasyonları bile doyumsuzluk ve özlem dolu.”

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer ÖzlüYaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
14 Nis 23:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Niçin bugün, yaşamın, tüm yaşamın önünden geçip gittiğini, artık ölümü beklemekten başka birşey olmadığını, her gün gibi, bir kez daha anıyorsun. Yaşam, zamansız. Yaşamın hiçbir zamanı yok. Çocukluk, kadınlık, erkeklik, yaşlılık, yaşam, ölüm, sevgi, sevgisizlik, doyum, doyumsuzluk, her şey iç içe. Akıl, delilik, varlık, boşluk iç içe. Kuzey Avrupa’nın beyaz geceleri gibi. Kararmayan havanın ardından, hemen gene, günün ağarması gibi.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer ÖzlüYaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
Ali Rıza MALKOÇ, Holistik Evren Tasarımı'ı inceledi.
13 Nis 21:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap İnceleme Yazısı
Kitap Adı : Holistik Evren Tasarımı
Üst Başlık: İnsanı ve evreni anlamanın altın anahtarı
Yazarı : Aydın Arıtan
Yayıncı : Arıtan Yayınevi
Baskı : 3.Baskı / 2010 / 286 Sayfa


Holistik kültür, varoluşa bütüncül yaklaşım konularında; televizyon programı izlemiş ve makaleler okumuştum. Fakat bu alanda ve yazardan ilk okuduğum kitap. Diğer kitaplarını da okuma planıma aldım.
Önce kitabı fiziki olarak, görsel açıdan değerlendirelim. Mükemmel bir kapak tasarımı ve baskısı,
birinci hamur kağıt, sayfa başlarında expres okuma için özet verilmiş, göz yormayan sayfa tasarımı.
Kitap, ayrıca son sayfalarda İngilizce olarak özetlenmiş.

Çağımızın ve günümüz insanının sorunları ortada. Her dünyadan göçen, ister imparator olsun ister dilenci; geride kalanlara enkaz mirası bırakmış. Teknolojik, sanayi ve sosyal yenilikler, devrimler,
İnsanların beklentilerini karşılamak bir yana, sevgi, saygı, güven, tatmin, mutluluk gibi beklentiler daha da içinden çıkılamaz bir sorun haline gelmiştir.

Sosyal bilimciler, psikologlar, sosyologlar, antropolog ve diğer davranış bilimcilerin tüm azim ve iyi niyetli çabaları da bir noktaya kadar çözüm sunabilmektedir.
Cennetlere layık bir donanımla yaratılmış insanoğlu, beklediği cenneti hak edebilmesi için, öncelikle bu alemde ve çevresine cenneti yaşatması gerekmiyor mu?

İşte bu aşamada bugüne kadar devreye girip, insana tatminkâr bir mutluluk sunamayan ideoloji, felsefi ve siyasi bakış açısı, medeniyet ve yaşam tarzından daha farklı, yeni bir mesajla insanlara hedef ve umut vermek gerekiyor.
Holistik evren tasarımı; hiçbir bireyin özel yaşamına, inancına müdahale etmeden, yeni çağın bilinci olarak karşımıza çıkıyor ve bizi heyecanlandırıyor.
Evrende bütünün bir parçası olduğumu, çok farklı eser ve anlatımlardan sonra iyice idrak etmiştim.
Fakat bu kitapta beklenenin çok ötesinde bilimsel ve vicdani gerekçeli anlatımlar buldum.
Yazar, aynı zamanda yaklaşık kırk yıldır yayıncılık yapıyor ve bu alanda yurt dışında eğitim almış, yıllardır bilimsel alanda makaleler yazıyor. Ayrıca, “holistik Akademi” kurumsal kimliği ile eğitim çalışmalarına devam ediyor.

Evrensel bütünlüğün bir parçası olduğumuzun, tek tek idrakinde olabilmek. İşin çözüm noktası burada düğümleniyor.
Tabi bu düşünsel anlayışa gelebilmek için; bu kitaptan önce ve sonra okunması gereken eserler de var. Bu bir süreç kısa sürede sonuç beklemek yanıltıcı olur.
Ama heyecan verici, umut ve yaşam coşkumuzu artıran bu anlayışı herkese bulaştırmak zorunluluğu var. Çünkü artık tıkandık, yaşam alanımız, gönül derinliğimiz, düşünce ufkumuz daraldı.
Söz bitti, deniz tükendi. Meydan edebiyatı, politik vaatler, teknolojik uyuşturucular, çok yönlü medyanın büyülü, renkli, oyalayıcı mesajları bize sadece zaman kaybettiriyor.

Bu kitap bir işaret fişeği, yeni bir çıra, yeni bir umut, çıkış kapısı, kılavuz kaptan ve mutluluk anahtarı.
Onu devreye alacak olan bizleriz. Özgürlüğü ve mutluluğu tercih eden, sorumluluk da alarak eyleme geçebilmeli.
Kin, haset, kıskançlık, doyumsuzluk, tedirginlik, güvensizlik, endişe gibi geometrik şekilde büyüyen
ve ruh, düşünce ve beden sağlığımızı tehdit eden sosyal kanser hücrelerinden kurtulmanın yolu,
holistik kültürü anlamaktan geçiyor.
J. Krishnamurti, Osho, Halil Cibran ve Tolstoy gibi kendini insanlığa adamış yaşam bilgeleri de benzer öneriler sunuyor.
Bu kitaptaki anlatımlar çeviri değil telif bir eser ve yaşam kültürümüze de daha yakın hissedeceksiniz.

İnsanoğlu, bundan daha fazlasını hak ediyor ve ihtiyacı da var.
Bu bir kültürel miras, bir kıvılcım, bir süreç. Siz okuyun ve kavrayın daha fazlasını sunun.
Çünkü holistik kültür anlayışında “sende ben varım” , “bende sen varsın”
Hiyerarşik, baskıcı ve ayrılıkçı bir öngörüyle yola çıkmıyor kitap.
Baş tarafı ve son tarafı herkesin anlayacağı bir içerikte. Orta kısımlarda bilimsel metin ve terimler
belki bazılarını biraz yoracak fakat, okuyup geçin terim hazineniz genişler.

Hayata bir de buradan bakmaya ne dersiniz?
Nasrettin Hoca’nın kuyuya düşen ayı çıkarması kadar zor değil artık aydınlık.
Yeter ki, gönlümüzü, zihnimizi ve saatimizi hep birlikte güzelliklere kurup, yelken açalım.
İyi okumalar
13.04.2018
Ali Rıza Malkoç
#arrmozdeyis