“Geleceği nasıl mı seziyorum? Şimdinin işaretleri sayesinde. Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır.”
İnsanlar durmadan işaretlerden söz ediyorlar diye düşündü çoban. Ama tam olarak neden söz ettiklerini bilmiyorlar. Tıpkı, yıllardır benim koyunlarımla sözcüksüz bir dille konuştuğumu farketmemiş olmam gibi.
Her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası olarak saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saymaya devam ettikçe onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır.Çünkü herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğini sanır.
Biri Arapça, öteki İspanyolca konuşuyordu. Yine de pek güzel anlaşmıştı ikisi.
"Sözcüklerin ötesinde bir dil var," diye düşündü.
“Sözcüklere gereksinim duymayan bu dili çözümlemeyi öğrenmeyi başarırsam, dünyayı kavramaya başlayacağım.”