Puan vermedi·444 syf.··
2026 77. kitabı
Belki bir kişisel gelişim kitabı diyenler olacaktır, ya da dinleri ve tanrının varlığını sorgulayan bir kitap. Hangi kategoride olduğunu belirlemek biraz da okuyucuya kalacak gibi. Her türlü güzelliğin kişinin kendi iç dünyasında yaşayacağı hesaplaşmalarla gerçekleşeceğini belirtiyor kitap boyunca. Her şey Düş kurmakla başlayacaktır, düş kurmaya başladıktan sonra gerçeklik arkasından gelecektir düşüncesi dile getiriliyor. Düş’ün gerçekleşmesi için de korkulardan arınmak gerekiyor, insanların en çok korktuğu durum ölümdür. Düşün gerçekleşebilmesi için de ölümü yenmek gerekiyor. Ölümsüzlüğe ulaşmak için neler yapılması gerektiğinden bahsediyor. Kitabın bazı bölümlerinde Hallacı Mansur’un Enel Hak düşüncesini okuyor gibi hissettim. Kitapta geçen; “-İnsan tanrı mıdır? -Hayır, tanrıdan daha üstündür, çünkü isteklerini yerine getiren bir tanrıya sahiptir.” diyaloğu çok fazla düşündürdü Kitap boyunca Carpe Diem felsefesini de okuduğumu düşündüm. Kişinin ölümsüzlüğe ulaşması için yapması gereken ilk şeyin kendisiyle girdiği mücadeleyi kazanması gerektiğini sıklıkla vurgulamış yazar. Bir okul açmak için Lupelius’un defterini bulmak için yola çıkan kahramanımızın Dreamer’den aldığı dersleri ve bu derslerin kahramanın hayatında yarattığı değişimleri anlatıyor. Dreamer gerçek bir kişi mi, kahramanın kendi kafasında yarattığı hayali bir kişilik mi ben çözemedim. Belki de bir ütopyadır ve kahramanımız o ütopyayı gerçekleştirmeye çalışıyordur.
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,5bin okunma
Dreamer, yaşam sahnesinde spot ışıklarının altında sergilediği görkemli performansının sonuna ulaşmış olgun bir insanın, kendisine dostluk ve sevgi verenlere teşekkür etmek yerine, ona engel olan, acı çektiren ve saldıran herkese resmi olarak teşekkür etmesi gerektiğini söyledi.
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Dreamer bir baba gibi, “Ondan seni bağışlamasını iste!” dedi. “Onun yaşantısı çok özeldi. Sana içindeki ölümü, varlığına yön veren kendini acındırma, suçluluk duygusu ve yıkıcılığı tanımanı sağladı.”
Alıntı
Fazla konuşmuyorduk ve aramızda herhangi bir merasime gerek de olmuyordu. Geceleri endişelerimi gidermek için onu arıyordum; fakat yaptığımız seks, bir hapşırık kadar anlamsız orgazmlarla yıpranıp tükeniyordu. Dreamer bütün sahnelere bakmamı istediği için, orada durmamı, o sahnelerden birini seyretmemi ve o “pisliklerin” zehir gibi tadını bütünüyle hissetmemi istemişti.
Alıntı
Tüm sıradan insanlar gibi, ben de ıstırabı yaşamımdan daha çok seviyordum. Dreamer bu durumu bana, insanın gerçek korkusunun, bilmediği bir kapıdan geçecek olmasından değil, aslında kendisine tanıdık gelen acı ve ıstırap çekmeyi kaybedecek olmasından kaynaklandığını söyleyerek açıklayacaktı. İşte bu, gerçekten ve hakkımız olarak sahip olduğumuz en gerçek ve sahici iradenin bildirgesi önüne aşılmaz bir engel koyan ve kitlelerin karanlık deniziyle bizi özdeşleştiren yegâne fobidir.
Alıntı