Belki bir kişisel gelişim kitabı diyenler olacaktır, ya da dinleri ve tanrının varlığını sorgulayan bir kitap. Hangi kategoride olduğunu belirlemek biraz da okuyucuya kalacak gibi.
Her türlü güzelliğin kişinin kendi iç dünyasında yaşayacağı hesaplaşmalarla gerçekleşeceğini belirtiyor kitap boyunca. Her şey Düş kurmakla başlayacaktır, düş kurmaya başladıktan sonra gerçeklik arkasından gelecektir düşüncesi dile getiriliyor. Düş’ün gerçekleşmesi için de korkulardan arınmak gerekiyor, insanların en çok korktuğu durum ölümdür. Düşün gerçekleşebilmesi için de ölümü yenmek gerekiyor. Ölümsüzlüğe ulaşmak için neler yapılması gerektiğinden bahsediyor. Kitabın bazı bölümlerinde Hallacı Mansur’un Enel Hak düşüncesini okuyor gibi hissettim. Kitapta geçen; “-İnsan tanrı mıdır?
-Hayır, tanrıdan daha üstündür, çünkü isteklerini yerine getiren bir tanrıya sahiptir.” diyaloğu çok fazla düşündürdü
Kitap boyunca Carpe Diem felsefesini de okuduğumu düşündüm. Kişinin ölümsüzlüğe ulaşması için yapması gereken ilk şeyin kendisiyle girdiği mücadeleyi kazanması gerektiğini sıklıkla vurgulamış yazar.
Bir okul açmak için Lupelius’un defterini bulmak için yola çıkan kahramanımızın Dreamer’den aldığı dersleri ve bu derslerin kahramanın hayatında yarattığı değişimleri anlatıyor. Dreamer gerçek bir kişi mi, kahramanın kendi kafasında yarattığı hayali bir kişilik mi ben çözemedim. Belki de bir ütopyadır ve kahramanımız o ütopyayı gerçekleştirmeye çalışıyordur.