Sana aşık oldum çünkü elektrikler kesilip odalarımızı mumlarla aydınlatmak zorunda kaldığımız uzun ve kederli kış akşamlarında, babam sehpanın üzerindeki mumun ışığında İhya-u Ulum-ud Din okurken, annem battaniyeyi dizlerine alıp kardeşlerimle bana peri padişahının dünya güzeli kızıyla ilgili bitmez tükenmez masallar anlatırdı ve ben o uzun ve kederli kış akşamlarından beri seni hasretle ve özlemle bekledim. Sana aşık oldum çünkü evimizin yanındaki boş arsada mahallenin çocuklarıyla yorgunluktan ölene kadar top oynayıp cami avlusundaki çeşmeden ter içinde su içerken keşfettiğim; bir şehirlerarası yolculuk sona erip otobüs; caddelerini, parklarını, ağaçlarını, insanlarını ve kedilerini tanıdığım güzel şehrimin telaşlı otogarına girdiğimde fark ettiğim, iki katlı evimizin küçük ve şirin bahçesindeki ağaçlardan dedemin topladığı yenidünyaları, erikleri ve şeftalileri yedikten sonra bunların çekirdeklerini toprağa gömdüğümde keşfettiğim ve sonra nasılsa sınavlara girip okullar kazanınca işlere girip paralar kazanıp evlenince, bir şekilde unuttuğum çocukluğuma ait o mutluluk hissini gözlerine bakınca tekrar hatırladım. Sana aşık oldum çünkü herkesin hırsla, yalanla, sahtekarlıkla dört elle sarıldığı bu dünyada kimseden göremediğim; gece vardiyasına gitmek için fabrikanın servisini beklerken gocuğunun yakasını kaldırıp bir maltepe yakan, beş çocuklu fakir ve zayıf işçilerden göremediğim, durakta otobüs bekleyen yorgun ve kalpsiz vatandaşlardan göremediğim, devlet dairelerindeki bıkkın memurlardan, site yöneticisinden, komşularımdan, nefes darlığı şikayetiyle gittiğim hastanedeki doktorlardan, öğretmenlerimden, iş arkadaşlarımdan, dostlarımdan, dolmuş şoförlerinden, trafik polislerinden göremediğim, sokaktaki çöp tenekelerini karıştırıp bir kemik bulduğunda kuyruğunu