Onun özgür bir ruh olmak isteyen ama inancın prangasından kurtulamayan biri olduğu teşhisini koyuyorum. Sadece evetleri duymak, kabul görmek, tercih edilmek istiyor, hayır duymak istemiyor, hiçbir şeyden vazgeçmek istemiyor. Kendi kendini kandıran biri: Tercihler yapıyor ama tercih yapan kişi olmayı reddediyor. Acı çektiğinin biliyor ama yanlış şey için acı çektiğini bilmiyor! Benden rahatlama, konfor ve mutluluk vermemi bekliyor. Ama ben ona daha fazla acı vermeliyim. Onun o küçük acısına eskiden olduğu gibi asil bir acıya dönüştürmeliyim.
Bir dağın zirvesinde birbirimizden uzakta duralım ve birlikte gözlem yapalım. Orada, uzakta, bir adam görüyoruz, zeki ve duyarlı bir adam. Onu izleyelim. Belki de varlığının dehşetine bir zamanlar bakıp çok fazla şey görmüştür! Belki zamanın ezerek öğüten pençeleri ile karşılaşmıştır ya da kendi önemsizliğiyle -bir zerrerden başka bir şey olmayan kendisiyle- ya da hayatın geçici ve ihtimallerden oluşuyor olmasıyla.