Kedileri besledim
Su verdim çiçeklere
Ortalığı toparladım
Ve okudum bir ara
Sonra aynaya baktım
Aynadaki giz yüzüme
İşte tam sırasıdır
Saklama söyleyiver
Sahi ne oldu senin
Dün gibi gençliğine
Meursault, "anlamının olmadığı yerde bir anlam varmış gibi davranmayı reddeder." Yabancı'nın çıkış noktasını oluşturan budur.
Cinayetle suçlanıp annesinin cenazesinde ağlamadı diye idam edilse ne olurdu? Meursault işte tamda bundan dolayı suçlanıp giyotinle cezalandırılmıştır.
Bugün anne öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım: "Anneniz vefat etti. Cenaze yarın. Saygılar!" Bundan bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür.
Meursault, annesinin bakımevinde öldüğünü bir telgrafla öğrenince kafasında bu düşünceler geçiyor.
Kitabın giriş cümlesinin bu olması oldukça etkileyici bir girişti benim için. Ölümle karşılaşan herkes sarsılırdı sonuçta.
Herkes ondan bir oğul olarak duygusal bir tepki beklerken o duyusal dünyaya dikkat kesilmiştir. Halbuki onun kayıtsızlığı, sadece annesinin ölümüyle ilgili değildir. Bir kaç gün sonra ıssız bir kumsalda yürürken, onu telafi edilmez bir eylemde bulunmaya sevk edecek olanda aynı kayıtsızlıktır.
Bu İnsanlığa yabancı adamın hikayesinde Benim için en çarpıcı yer, kendi ölümüne hazırlanırken “Eh, ne yapalım, o halde öleceğim” dediği yerdi sanırım. “Nihayetinde madem ölüyoruz, nasıl ve ne zaman olduğunun ne önemi var?” der.
Bu dünyada insanlığa, topluma, hayata yani kısacası herşeye duyarsız, kayıtsız ve vurdumduymaz olmak demek ki cezaların en büyüğüymüş bunu bir kez daha Meursault'ta görmüş olduk.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025136,9bin okunma
Dün kaçtığın ne varsa bugün tam orta yerine doğru yürümek fazla mı cesurca? Aptallık mı ediyorum diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Yüzleşmeden de olamayacak gibi toplum gerçekleriyle. Önemli olan karşilaşacaklarına hazırlıklı olmak galiba.