“Gözlerine Oturan Sessizlik”
Kırıldığında bile
ses çıkarmadan susmak
büyüklere benziyordu,
çünkü sessizlik bazen
çığlık atmaktan daha yetişkin dururdu.
Bir çocuk vardı köşeye çekilmiş,
dizlerini karnına çekmiş.
“Belki geçer,” diyordu,
“Belki biri fark eder
gözlerime oturan sessizliği.”
Öğrendi sonra
her şeyi içine sığdırmayı.
Sevinci de, korkuyu da,
düştüğü yerden sessizce kalkmayı da.
Ama içi hâlâ doluydu kelimelerle,
dışına dökemediği parlayan bir dünya ile.
Sustuğunda bile anlatıyordu aslında,
bir bakışla, bir duruşla,
görmesini bilen bir göz arıyordu.