ÇOK OKUYAN ÇOK GEZEN BİRİSİ profil resmi
ÇOK OKUYAN ÇOK GEZEN BİRİSİ kapak resmi
TANGO <3
Hacettepe -hemşirelik
Ankara
Antalya, 18 Temmuz 1999
Kadın
79 okur puanı
09 Nis 2017 tarihinde katıldı.
TANGO <3
Hacettepe -hemşirelik
Ankara
Antalya, 18 Temmuz 1999
Kadın
79 okur puanı
09 Nis 2017 tarihinde katıldı.
  • Doğum günümü kutlayan sevgili dostlara teşekkür ederim. Böyle şeyleri çok sevmesem de düşünceleriniz için teşekkür ederim. Ayrıca bana sürpriz yapmaya çalışıp o sürprizini anlayıp bozduğum sevgili dostum, arkadaşım düriye'ye de teşekkür ederim, iyi ki varsınız :)
    https://i.hizliresim.com/mM058Z.jpg
    ÇOK OKUYAN ÇOK GEZEN BİRİSİ
    Her ne kadar sürprizimi anlasan da her an seninle çok güzeldi, iyiki hayatımdasın dostum🎉
  • Geceye bir ; söz bırak ?
  • Hatciş Hanım’ın #37019247 incelemesinden ilhamla...

    Kalemi alıp başlıyorum doldurmaya. Bilmem kaçıncı form bu? Kişisel bilgiler, iletişim bilgileri.. İş deneyi, BOŞ. Öğrenim durumu, lisans. Bölüm, maliye. MALİYE. Ne de güzeldi okurken “okul bittiğinde ne çıkacaksın?” diye soranlara gerile gerile Maliyeci cevabını vermek. Maliyeci çıkamasamda iki yıldır taşımak istediğim sıfatın ilk üç harfini sırtıma yüklenmiş kapı kapı dolaşıyorum. Olsun en nihayetinde bu da bir sıfat değil mi, her ne kadar eksik de olsa. Hem başka sıfatlarım da var benim; babama göre bir baltaya sap olamadı, anneme göre oğlanı da sigortalı bir işe koysaydık, köylülerime göre bunun böyle olacağı çocukluktan belliydi, üniversiteye gitmeyip bir iş tutmuş dostlarım için biz hayat üniversitesi mezunuyuz, üniversite okuyanları da görüyoruz…

    Ders vermek istediği alan; önündeki içi boş kutucukların işaretlenmesini bekleyen kelimeler, Sınıf Öğretmenliği, Türkçe, Matematik… Sadece kelimeler.. Benim için yeni bir iş, üniversitesi biteli yıllar –iki yıl- olmasına rağmen bir iş tutamamış birisi için en azından gidip gelinecek bir kapı, babamdan yüzsüz yüzsüz harçlık istememek anlamını taşımaktan öteye geçmeyen kelimeler. Hepsini birden işaretliyorum, formu görevli memura uzatıyorum. Memur dikkatli dikkatli inceledikten sonra, “Beyefendi ders vermek istediğiniz alan bölümünden lütfen sadece bir tanesini işaretleyin,” diyor.

    Yeni bir form alıp tekrar doldurmaya başlıyorum. Maliyeci, anlamsız kelimeler, bu defa dikkat ediyorum sadece bir boş kutucuk işaretlemeye. Memura tekrar veriyorum. İnceliyor, geriye uzatıyor. Tam ağzımı açıp formuna da işin de başlayacakken, “Tarih ve imza lütfen” diyor. Ücretli Öğretmenlik Talep Formu’ nun eksikliklerini tamamlayıp, odadan çıkıyorum.

    Koridorun sonunda İlçe Şube Müdürü’nün odası var. Lisedeki edebiyat öğretmenim Hakkı YÜCE. Milli Bayramlarda açılış konuşmalarını yapar şiirler okurdu, nereden nereye. Odasının kapısına geliyorum. Kapıda görevli bayana:
    -Müdür Bey odasında mı, diyorum.
    -Kim geldiğini söyleyeyim, diyor.
    - Hoşoba’dan Cemil, eski öğrencisiyim, diyorum.

    Kapıyı iki kere tıklatıp içeriye giriyorum. Odanın içi duman dumana. Gözlerini kısıp bana bakıyor sanki kim olduğumu bilememiş gibi.
    -Oooo hayırsız hangi rüzgar attı seni buralara, diyor.
    Yeni bir sıfat daha hayırsız, diye düşünüyorum.
    -Bir ziyaretinize geleyim dedim Hocam.
    -Eee, diyor, anlat bakalım, nerelerdesin ne iş tutuyorsun?

    İş kelimesini duyunca bir yutkunuyorum. Sonra başlıyorum anlatmaya; üniversiteye sırf askere gitmeden biraz gezip tozayım diye gittiğimi söylemiyorum tabi. Lafımı yarıda kesiyor.
    -Dur yahu, diyor, ne içeceğini de sormadık.
    -Zahmet etmeyin Hocam, diyorum.
    Telefonun avizesini kaldırıp,
    -Kızım bize iki orta şekerli kahve getirir misin, diyor.

    İki dakikaya kalmadan kahveler geliyor. Hanım hanımcık bir kız “afiyet olsun” diyerek odadan çıkıyor. Hakkı Hoca ceketinin cebinden bir paket sigara çıkarıp uzatıyor.
    -Estağfurullah Hocam, diyorum.
    -Yak! Diyor, sen de rahat et ben de edeyim.

    Unutmamış demek lise yıllarımı. Her teneffüs sigara içmeye giderdik, okulun arkasındaki köhne binaya, müptezel birkaç kişi. Paketimiz varsa herkese birer dal sigara tutulurdu o günkü harçlığını sigaraya yatırmış olanlardan. Benim pek sigaram olmazdı. “Ulan Cemil” derlerdi “dünya sana güzel be. Gül gibi geçinip gidiyorsun.” Sigaramız azsa 8 kişi ortak içerdik bir iki dal sigarayı. Sigaralarımız içip “dünya varmış” dedikten sonra, okulun bahçesine girmemizle içtiğimiz sigaraların boğazımızı yakmaya başlaması bir olurdu. Duvarın köşesinde Hakkı Hoca. Birisi içinden söverdi, “Ulan senin işin gücün yok mu, her seferinde bizi enseliyorsun.” Hakkı Hoca bir yandan sırıtırken diğer yandan da,”Gelin bakalım benim güzel tavşancıklarım” derdi” tek sıra olup peşime düşün”. O önde biz arkada diğer öğrencilerin bakışları arasında odasının yolunu tutardık.

    Paketinden yavaşça bir dal sigara alıp ağzıma götürdüm. Çakmağımı çıkarıp yaktım. Kim derdi ki Hakkı Hoca’nın karşısında bir gün sigara içeceğim. Kahvelerimizi bir yandan içerken diğer yandan da asıl konuya geldim.
    -Hocam, dedim, benim bir derdim var.
    -Yapabileceğimiz bir şeyse yardımcı oluruz Cemil, dedi.
    Uzun zamandır işsiz olduğumu, ücretli öğretmenliğe başvurduğumu söyledim. Hangi alanda ders vermek istediğimi sordu. Ben hangi alanı işaretlemiştim ki?
    -Türkçe Hocam, dedim.
    -Senin lisedeki edebiyat öğretmenin kimdi, dedi bir yandan da sırıtırken.
    Bende bir tebessüm ettim.
    -Türkçe zor, dedi, ama birkaç tane sınıf öğretmenliği var. Uzak köylerde bilmiyorum nasıl yaparsın? Köyde kalman lazım, kasabaya her zaman gidip gelemezsin. Aslında oralara zamanında birkaç öğretmen gelmişti hatta bir tanesini yeni ayrıldı. Nasıl söyleyeyim, seni düşündüğüm köye pek hizmet götüremiyoruz, fiziki şartlar biraz zayıf.

    Fiziki şartları ne kadar kötü olabilirdi ki? Ben de ilk okula başladığım da köy kahvesinde ders yapıyorduk. İlk gün mavi önlüğümü, beyaz yakalığımı takmıştım, sırtımda kocaman bir çanta, içinde tek bir defter. Çok heyecanlıydım. Okula gideceğim, iki yıldır babamın eliyle çizdiği karnelerin yerini gerçek karneler alacak. Yeni arkadaşlarım olacak. Genç uzun boylu saçları beyazlamış bir adam gelip bizi içeriye çağırmış, sıralarımıza oturtmuştu. Bana yer bulamayıp iki tane kızın arasına oturtmuştu da tüm arkadaşlarım kıs kıs gülmüşlerdi. Sonradan da dalga geçmeye başladılar ya, Cemil Naciye’ye aşık diye. Öğretmen” çocuklar öğleden sonra nüfus kağıtlarınızı getirin” demişti. Benimkinin yanımda olduğunu söyleyip verdiğim de, “senin okul numaran 25 bunu adın gibi ezberle” demişti. Derslere başlamıştık sonra. Önce dik çizgi. Benim tüm çizdiğim çizgiler yan olurdu. “Yavrum” derdi öğretmen”düzgün tut şu kalemi, ben dik çizgi çizin diyorum, seninkiler bir o yana bir bu yana gidiyor.” Harflere başlamıştık sonra da. Öğretmen tahtaya kocaman bir A harfi çizip “bu bahçeli ev” demişti. Ben parmağı kaldırıp “öğretmenim a harfi değil mi bu” demiştim. Öğretmen de a harfini silip yerine H harfi çizmişti, “bu ne demişti” , “H harfi öğretmenim” demiştim. Sonra başka harflerde çizip hepsini sormuştu, ben de söylemiştim. “Siz Cemil’e bakmayın çocuklar” deyip bunları bana kimin öğrettiğini sormuştu. Babamın öğrettiğini söyleyince babamı uyarmış, çocuğun kafasını karıştırmayın, diye. Bir dönem böyle köy kahvesine gidip gelerek geçti. Gündüzleri okul akşamları kahve. Ortada kocaman bir soba. Salonun bir yanında kahve masaları ters dizilmiş, diğer yanda okul sıraları. Beş sınıf bir arada. Yerler odun talaşı, sigara külü, toz toprak. Kül tablaları, iskambil kağıtları, masa örtüleri..

    -Daldın Cemil, dedi, Hakkı Hoca.
    -Ne diyorduk hocam, dedim.
    -Bahsettiğim köye gider misin Cemil, dedi.
    -Giderim Hocam, dedim, yeter ki eğitim olsun.
    -Pırlanta gibi çocuksun, hem eski öğrencimsin de senden iyisini bulacak değiliz ya, dedi.
    -O sizin YÜCE gönüllüğünüz hocam, ben müsaadenizi isteyeyim artık, dedim.
    -Müsaade senin arada uğra yine, dedi.

    El sıkıştık. Beni kapıya kadar uğurladı. Koridoru geçip gri gökyüzünün altına çıktım. “Ulan be” dedim “bu defa sigortalı bir iş sahibi olacağım galiba.”
    ÇOK OKUYAN ÇOK GEZEN BİRİSİ
    Çok içten yazmışsınız. Açıkçası başta çok uzun diye okumaktan vazgeçecekken bir satırını okuduktan sonra bırakamadım. Samimi üslubunuz okurken hiç sıkmadı :)
    İbrahim (Sisifos)
    Teşekkür ederim efenim o sizin içtenliğinizden kaynaklanıyordur. Bu samimi yorumunuzla çok mutlu ettiniz beni, çok teşekkür ederim. Sevgilerimle :)
  • Uyku düzenim resmen yanlışlıkla paradoksa girdi. Sabah oldu sabah 🤦🏻‍♀️
    Günaydın diyeyim bari. 🙋🏻‍♀️
    ÇOK OKUYAN ÇOK GEZEN BİRİSİ
    İlk kez sanırım bu saate kadar kitapla sabahladım. Yine olsa yine yapardım :))) Günaydın Ankara sabahından :))
    Buse Güler
    Benim çok oldu okuyarak sabahladığım, özellikle kış mevsiminde daha zevklidir battaniye altında kitap okuyarak sabahlamak. Keyifli okumalar.
TANGO <3
Hacettepe -hemşirelik
Ankara
Antalya, 18 Temmuz 1999
Kadın
79 okur puanı
09 Nis 2017 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 6 kitap

  • Doktor Moreau’nun Adası
  • Sırt Çantamda Coğrafyalar
  • Ses ve Öfke
  • Elveda Haziran
  • Aklı Bir Karış Havada
  • Denemeler

Okuduğu kitaplar 77 kitap

  • Zaman Makinesi
  • Lüzumsuz Adam
  • Palyaço
  • Genç Werther'in Acıları
  • Boyalı Kuş
  • İtiraf
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü
  • Ölümcül Kimlikler
  • Fırtınalar
  • Bir Yufka Yürekli

Okuyacağı kitaplar 120 kitap

  • Algernon'a Çiçekler
  • Ophelia'ya Mektuplar
  • Gazap Üzümleri
  • Çin ve Japon Mitolojisi
  • Bir Delinin Hatıra Defteri
  • Palto
  • Ölü Canlar
  • Albertine Kayıp
  • Şahmerdan
  • Gurur ve Önyargı

Kütüphanesindekiler 2 kitap

  • Kafa Dergisi Sayı: 31
  • İçinde Aşk Saklı

Beğendiği kitaplar 6 kitap

  • Satranç
  • Olağanüstü Bir Gece
  • Rotasız Seyyah
  • Suya Kavuşuncaya dek
  • Lavanta Kokulu Sevgim
  • İçinde Aşk Saklı

Beğendiği yazarlar 65 kitap

  • Nadir Paksoy
  • Erdem Gürses
  • Platon
  • Oktay Sinanoğlu
  • Mehmet Genç
  • Georges Perec
  • Linda Sue Park
  • Halil Cibran
  • Umut Maminoğlu
  • Burcu Kırmızıgül
Okur takip önerileri
Daha fazla