Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
En fazla şeyi cevap veremediğimiz sorulardan öğreniriz. Bunlar bizi düşünmeye sevk eder. Bir insana tüm cevapları verirsen elde edeceği tek şey bazı hakikatler olur. Ama ona bir soru verirsen kendi cevaplarını kendi arar.
Sayfa 645Kitabı okudu
... Bir zamanlar anne babanın eğittiği çocukları, şimdi makinalar eğitiyor, tahakküm altına alıyorlar. Makinaların eğittiği çocuklar, ahlâk, din, metafizik konularından uzaklaştıkça uzaklaştılar. Makineleşen nesillerde sevgi, sadakat ve yardımlaşma kalmadı. Ortaya problemli çocuklar çıkınca bu durum bazı anneleri düşünmeye sevk etti. Problemin altından kalkamayan aileler ise çocuk sayısını bire yada ikiye indirmeye çalıştılar. Çünkü birçok anne-baba, çocuk sahibi olmak, onu yaratılış gayesine göre yetiştirmek, vatanına, milletine faydalı kılmak için dünyaya getirmiyor. Günümüz insanları neden anne-baba oluyorlar, biliyor musunuz? 1) Çevrenin "çocuğu yok" ithamına maruz kalmamak için. 2) Yaşlandıkları zaman yanlız kalmamak için. 3) Çocukken gerçekleştiremedikleri hayalleri çocuklarında gerçekleştirmek için. 4) Garanti belgesi olduğu için.
Reklam
Fikir hatalı olsa bile herkes düşünmeye, konuşmaya ve tartışmaya davet edilir, çünkü bu bizi daha iyi fikirlerin üretimine sevk eden bir argüman ortaya çıkarır. Bu nedenle, hatalı düşünceleri bile bastırmamalıyız, çünkü onlar iyi fikirler üretecekler, zihinlerimizi ve beyin hücrelerimizi düşünmeye teşvik edeceklerdir
Her fikir gelecek için yeni bir tez sunabilir. Fikir hatalı olsa bile herkes düşünmeye, konuşmaya ve tartışmaya davet edilir, çünkü bu bizi daha iyi fikirlerin üretimine sevk eden bir argüman ortaya çıkarır.
Çöl ve deniz hemen hemen aynı şeylerdi: Her ikisinde de aynı büyüklük, aynı ağırbaşlı sessizlik veya aynı heybetli ve derin bağırmalar... Ve denizde de, küçük, minimini, sinirlendirici teferruat yoktu. İnsan orada yalnız renkten renge giren su damlaları ve devlere benzeyen bir mahlukun yavruları gibi birbirleriyle oynaşan hoyrat dalgalar görebilirdi... Sonra bitmez tükenmez bir genişlikle karanlık ve sıkı bir derinlik... Ve bütün bunlar onu manasız bir tecessüse değil, düşünmeye sevk ederlerdi. Ve sonra buz sahraları...
BUZDOLABI VE GARANTİ BELGESİ Evindeki buzdolabının bile üç yıllık garanti belgesi varken, elinde kendi yaşamına dair bir saatlik garanti belgesinin bile olmaması, seni bazı meseleleri düşünmeye sevk etmiyor mu? Tefekkürü olmayan insanın beyni, üretimi durmuş olan bir fabrikaya benzer ki, çoktan iflas bayrağını göndere çekmiştir...
Reklam
Kanadalı iki sosyal bilimlik bilimci 1978 yılında dört beş yaşlarındaki bir grup çocuğu iki gruba ayırmıştı. İlk gruba hiç reklam gösterilmemişti. İkinci gruba ise belli bir oyuncak için hazırlanmış iki reklam gösterilmişti. Sonra bu çocuklara bir seçim şansı sunulmuştu. Şöyle demişti: şimdi şu iki oğlan çocuğundan hangisiyle oynayacağınızı seçmeniz gerekiyor. Reklamlardaki oyuncağa sahip olan çocukla oynayabilirsiniz ama haberiniz olsun pek bir çocuk değil bu. Huysuz. Diğer çocuğun oyuncağı yok, ama çok iyi bir çocuk. Oyuncak reklamını görmüş çocukların çoğu oyuncağı olan kötü çocukla oynamayı tercih etmişti. Reklamı görmemiş olanların çoğu ise oyuncağı olmayan iyi çocukla oynamayı tercih etmişti. Başka bir değişle, reklamlar yüzünden daha iyi bir insani bağ yerine daha kötüsünü seçmişlerdi, asıl önemli olanın bir plastik parçası olduğunu düşünmeye sevk edilmiş oldukları için. İki yalnızca iki reklam buna yol açmıştı. Günümüzde herkes sıradan bir sabah vakti bundan çok daha fazla reklam mesajı görüyor.
İnsanlarımızı önce düşünmeye, doğru düşünmeye sevk etmek lazım. Konuştukları dili düşünsünler, kullandıkları kelimeleri düşünsünler ve her şeyden önce de bir bilimsel araştırma yaparken ne yaptıklarını, ne yapmak istediklerini, nereye varmak istediklerini düşünsünler. Zannediyorlar ki, kendilerine lâzım olan şey, karşılarına çıkan matematik denklemleri çözmek, eğrileri çizmek ve buldukları sonuçları hemen Almanca'ya, İngilizce'ye çevirerek yabancı dergilere göndermek ve başkalarının kitaplarında bu makalelerden bahsedilmesini temin etmek. Peki bütün bunları neden yapıyorsunuz?
Sayfa 176Kitabı okudu
Önemli Bulduğum Bazı Kavramlar (Bilmek Ve Olmak adlı kitabımdan alıntıdır) Bir insanın kendini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi için bazı kavramları ve olguları bilmesini zorunlu görüyorum. Bunlardan bazılarını aşağıda açıklıyorum. Özbilinç: özbilinç en genel anlamıyla kişinin kendi duygu düşünce ve davranışlarından haberdar olma halidir.
Dışsal hedeflerine ulaşan insanların günlük mutluluğunda herhangi bir artış olmuyordu, sıfır. Söz konusu hedeflerin peşinden koşarken muazzam enerji harcıyor ama hedefleri gerçekleştirdiklerinde hissettikleri başta hissettiklerinin aynısı oluyordu. Terfi, lüks araba, yeni iPhone, o pahalı kolye. Bunlar mutluluğunuzu bir nebze olsun arttırmıyor. Oysa içsel hedeflerine ulaşan insanlar gerçekten çok daha mutlu, daha az depresif ve kaygılı oluyordu. Değişimi takip etmeniz mümkündü. Örneğin ellerinden geleni yapıp karşılığında bir şey istedikleri için değil, bunun iyi bir şey olduğunu hissettikleri için daha iyi bir arkadaş olduklarında hayatlarından daha memnun oluyorlardı. Daha iyi bir baba olmak, sırf verdiği keyif için dans etmek, sırf doğrusu bu olduğu için başka birisine yardım etmek. Bunlar mutluluğunuzu önemli ölçüde arttırıyor. Gelgelelim çoğumuz zamanımızın büyük bir kısmını dışsal hedeflerin, bize hiçbir şey vermeyen şeylerin peşinden koşarak geçiriyoruz. Kültürümüzün tamamı bizi böyle düşünmeye sevk edecek şekilde tertip edilmiş durumda. Doğru notları al, en iyi kazandıran işe gir, sıralamada yukarlara çık, ne kadar kazandığını kıyafetlerin ve arabalarınla göster… Kendini iyi hissetmenin yolu bu.
Reklam
Kur'ân-ı Kerîm'i yüksek sesle okumak, okuyanın kalbini diri tutar; onu okuduğu âyetler üzerinde düşünmeye ve onlara kulak vermeye sevk eder; uykusunu giderir ve daha canlı olmasını sağlar. Kur'ân-ı Kerîm'i yüksek sesle okumak başkalarının da uykusunu ve dalgınlığını giderir, onları da canlandırır
Sayfa 179Kitabı okudu
Delilik bir nevi yabancılaşmaysa, deli rolü bizi en dehşeten- giz yabancılaşma biçimleriyle tanıştırır. Winnicott'ın dediği gibi "delilik inanılma ihtiyacı duymak" ise, deli rolü de inanılmasına ihtiyaç duyulan performanstır ve performans inandırıcıysa, başarılıysa, performansa inanmak bizi inançsızlık konusunda özgür bırakarak ya da inanma ve inanmama diyarından bütünüyle çıkararak-deli insanın inanılma ve kendisine inanma ihtiyacı üzerine düşünmeye sevk eder.
Sayfa 156 - Deli insan en çok, çözümü bildiğine inanılmasına ihtiyaç du- yar; ama hangi sorunun çözümünü bildiğini bilmez. Bu oyunların her birinin gösterdiği üzere çözüm sorundan önce gelir; çözüm problemin büründüğü biçimdir.Kitabı okudu
Kur'ân-ı Kerîm'i yüksek sesle okumak, okuyanın kalbini diri tutar, onu okuduğu âyetler üzerinde düşünmeye ve onlara kulak vermeye sevk eder; uykusunu giderir ve daha canlı olmasını sağlar. Kur'ân-ı Kerim'i yüksek sesle okumak başkalarının da uykusunu ve dalgınlığını giderir, onları da canlandırır.
Sayfa 179Kitabı okudu
Ateş basması yaşayan tek canlı insanmış gibi görünüyor… Bazı biliminsanları katil balinalara da ateş bastığını söylüyor. Dişi katil balinalar, yavrulama yaşı sona erdikten sonra uzun yıllar yaşıyorlar; bu da biliminsanlarını balinaların da menopoza girdiğini düşünmeye sevk ediyor. Katil balinalar aşağı yukarı on iki yaşındayken yavrulamaya başlıyor, otuzlarının sonunda ya da kırklarının başında da yavrulama dönemleri sona eriyor. Buna rağmen seksen yaşına kadar yaşayabiliyorlar. Bu da katil balinaların insanlarla aynı hormonal değişiklikleri yaşadığını düşündürüyor.
1.140 öğeden 16 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.