Tuğba

Bence insanlann ve toplumların en gizli ve en tehlikeli sağlık sorunu manevi inanç ve değerlerde yozlaşmadır. İnanç ve değerlerde oluşan kanser bir toplumu içten içe çürütür. Bu sebeple sağlığı bir bütün olarak ele almak gerekir. Obezite bir sağlık sorunu olarak görüldüğü kadar öfke dolu insan olmak da bir sağlık sorunu olarak görülmelidir. İnsanların toplum içinde yalnızlaşması bir sağlık sorunudur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mesela, "Yaşlanınca hafızam iyi olsun, Alzheimer'a yakalanmak istemem," mi diyorsun? O zaman günlük yürüyüşünü ihmal etme. Çünkü kalp atışları düzene girip kan basıncı dengelenince kan hücrelere daha rahat ve kaliteli besin taşıyabiliyor. Beslenmeye başlayan o hücreler de daha iyi çalışıyor. Günün sonunda egzersiz yapanlar daha sağlıklı bir hafıza ve beyin işleyişine sahip oluyor. Biraz da sert bir dille söylersek, bütün gün kıçının üstünde oturursan ve dahası beslenmen de sağlıklı değilse duyguların, ilişkilerin, yaşam kaliten de sağlıksızlaşır.
oradaki – sanal dünya
Üstelik sadece etki altında kalmıyoruz; oradaki hayatı, duyguyu, aşkı, mükemmelliği arzuluyor, bunlar hayatımızda olmayınca tatminsizlik, depresyon, öfke ve hüzün gibi duygulara kapılıp gidiyoruz. Üretmemeye başlıyor ama bir yandan da üretmeden mükemmellik arıyoruz. Sanki hiç cefa yokmuş gibi görünen hayatlara özeniyor, kendi hayatlarımızdaki sorunları gözümüzde daha da büyütüyor; karşımızdakini şanslı, kendimizi ise şanssız olarak tanımlıyoruz. Özellikle gençlerin yaşamındaki tatminsizligin ve tatminsizlikle beraber gelen "tembelliğin", "umursamazlığın" ve "hedef koymamanın" ardında bu durumun büyük bir payı olduğunu düşünüyorum.
Bir çocuğun zihinsel ve duygusal gelişiminde en önemli etken diğer çocuklarla oyun oynamasıdır. Bundan mahrum bırakılan çocuk yaşamı boyunca zihinsel, duygusal ve ilişkisel tutukluğunun acı sonuçlarını yaşar. İnsan beyni, duyguları, aklı, ilişkileri diğer insanlarla doğrudan etkileşim ve ilişki içinde gelişir.