Bir parçası olmadığım için hayata düşmanım. Beni içine almayan ama dışına da salmayan hayatla baş edebilmek için devamlı anlam arayışındayım. Anlamı yanlış yerde aradığım için de hep hırçınlaşmaktayım.
Kim terbiye edecek beni?
"Baktığım ve gördüğüm bir yana, bana anladığım lazım," diyorum. Yaşadığım yeri cehennem yapan, hep yanlış anladıklarım ya da hiç anlamadıklarım.
Küfrüm kendime değil... Anlamamama. Ne işim var anlamadığım bir dünyada?
"Renkleri bile tanımıyorum artık," diyorum. Oysa tanırım. Pembeyi nerede görsem tanırım. Yeşili adım gibi bilirim. Mor gözümden asla kaçmaz. Renkleri biliyorum ama kapıyı bilmediğim renklere boyuyorum.
Susuyorum. Sustuğuma göre ya renklerin adını bilmiyorum ya da öğrenmekten korkuyorum.