Tuğba

Tutumlu bir toplum acıklı görülür, harcayan bir toplum ise mutlu kabul edilir, oysaki ruhsal açıdan doğru olan bunun tersidir . Tüketim için gelen komutlar insanı olağanüstü hâle sokar: Her zaman kaçırılmaması gereken iyi bir fırsat vardır.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Reklam
Hızlandırılmış toplum melankoliyi benimser, öyle ki kaybetmeyi her zaman tahammül edilemez bir şey olarak görür ama onun acısını çekmeyi yasaklar. Kaybımızın acısını duymamak için giderek daha hızlı yol alırız. "Kesinlikle arkaya bakma" yeni parola olmuş gibi. Artık kendimize acı çekmek için zaman tanımak istemeyiz. Gel gör ki melankoli daha güçlü, yine de acı çekeriz, hatta bazen neden acı çektiğimizi bilmemenin acısını çekeriz.
Özünde bir şeyi düşünmek onu yok etmektir. Hegel'in de belirttiği gibi, "Düşünce her zaman karanlık bir şeyler taşır."
Sayfa 67·Kitabı okudu
Öncelikle hüznü kabullenmenin tam olarak melankoliye teslim olmakla aynı şey olmadığını iyice görmek gerekir. Hüzün ne de olsa "empatiktir": Bize dünyadan el çektirmez, tersine duyulanmalara, yaşama, başkalarına karşı algılarımızı özellikle açar. Melankolik acı ise, tersine, çöküş duygusudur, dünyanın çöküşü ve kişinin kendi çöküşü. Beraberinde geri çekilmeyi, duyumları ve duyguları algılama yetersizliğini getirir. Melankolik öznenin kafası yalnızca kendi kaybıyla meşguldür.
Sayfa 64·Kitabı okudu