Peki, kadınların göç hareketlerinin başlıca öznesi haline getiren, bir diğer deyişle onları çalışmak üzere göç etmeye yönlendiren nedir? Asya'dan özellikle Filipinler'den, Latin Amerika ülkelerinden ve sonrasından Doğu Avrupa ülkelerinden Batı ve Güney Avrupa ülkelerinden neden çok sayıda kadın çalışmak üzere geliyor? Sassen'in (2000) 'küreselleşmenin aykırı coğrafyaları' olarak tanımladığı bu olguyu, küreselleşme sürecinden bir çok gelişmekte olan ülkede gözlenen ekonomik ve sosyal yıkıma bağladığını daha önce belirttim. Uluslararası finans örgütlerinin dayatmasıyla 1980'lerden itibaren uygulanan Yapısal Uyum Programları bir çok yoksul ülkede işsizliğin ve gelir eşitsizliklerinin artmasına yol açtı. İnsanları yaşamlarını sürdürmek için alternatif yollar bulmaya yönelten olumsuz gelişmelere bağlı olarak emek göçü ve fuhuş, hem hane bütçesinden, hem de ülke ekonomisinde kadınlar üzerinden gelir elde etmenin yolu olarak gündeme geldi. Ülke dışında çalışan kadınlar tarafından gönderilen para havaleleri döviz kaynağı olarak ülkelerin çeşitli harcamalarını finanse ettikçe, hükümetlerin kadınların göçünü kurumsallaştıran ve süreklileştiren girişimleri oldu. Aynı zamanda gelişmiş ülkelerin metropol kentlerinde profesyonel göçmen işgücü talebi ile vasıfsız işgücü talebi arasında bir karşılıklılık var. Küresel kentler uzmanlaşmış profesyonel hizmetlerin (yasal, finansal, mali danışmanlık hizmetleri vb.) sunum merkezleri haline geldikçe, çoğunlukla erkek olan bu profesyonel kadroların yaşam tarzlarını sürdürebilmeleri düşük ücretli hizmet emeğine, örneğin ev hizmetlerine ihtiyacı artıyor. Bu yeni yaratılan düşük ücretli işler genelde geleneksel 'kadın işleri' olduğundan buralardaki düşük ücretli göçmen işçi talebine cevap verenler kadınlar oluyor. (Sassen 1994).