Elif

Bizim ailede akşam yemeğinin saat kaçta yendiğini bile soruyordu; sanki ben hâlâ onu bilebilirmişim gibi; sanki bana hükmeden heyecan, boş belleğimde, felce uğramış midemde, iştahsızlık veya açlık duyumu, akşam yemeği veya aile kavramı bırakmış gibi. Ne yazık ki, midemdeki felç geçiciydi. Farkına varmadan aldığım pastaları bir an gelecek, sindirmek gerekecekti. Ama daha o âna çok vardı. Bu arada Gilberte "çayımı" hazırlıyordu. Durmadan çay içiyordum; oysa bir fincanı bile yirmi dört saat uyumamı engelliyordu. Annem de, "Ne tatsız bir durum, bu çocuk ne zaman Swann'lara gitse hasta dönüyor" demeyi alışkanlık haline getirmişti. Ama ben Swann'ların evindeyken, içtiğim şeyin çay olduğunu biliyor muydum acaba? Bilseydim de içerdim; çünkü şimdiki zamanı fark etme yeteneğine bir an için kavuştuğumu farz etsek bile, bu, geçmişi hatırlayabileceğim ve geleceği öngörebileceğim anlamına gelmezdi. Hayal gücüm yatmayı aklımdan geçirebileceğim, uyku ihtiyacı duyabileceğim kadar uzaktaki bir zamana gidemiyordu.
Sayfa 75·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
kaba hatlarıyla bir aşk öyküsünü anlatmayı seçseydim eğer, yaralı bir denizanasının çığlıklarını duyurabilirdim ancak. çünkü büyük bir aşkın ya da şöyle söyleyelim politik bir ilişkinin muhteşem cesedinin yattığı yerde sudan bir öyküye başlamak, yitirilen ötekini övmek ya da kıyasıya eleştirmek, kendini ya çok ciddiye almak ya da hiç almamak olurdu. bunun yerine ben bir pencereyi, gri bir koltuğu, hava değişimlerini ciddiye almakla yetindim. çünkü ben yine bir gün kuzeye gittiğimde hemen hemen aynı pencereye, aynı hava değişimlerine hatta aynı koltuğa rastlayabilirim. ama O'na rastlamak mümkün mü? çünkü ben birçok kez denedim. her karşılaştığımda başka birisi vardı.
Sayfa 313·Kitabı okudu