Estetiğin siyaseti, bu nedenle, en iyi anlatımlarından birini Yeni Bilim kitabında ortak duyu kavramını, "bütün bir sınıf, halk, bütün bir ulus veya tüm insan ırkı tarafından paylaşılan, üzerinde düşünülmeksizin verilen hüküm" biçiminde tanımlayan Giambattista Vico'da bulmuştur. Vico, insandan uzaklaşarak yolunu yitirmiş felsefeye ortak duyuyu inceleme görevi verir. (…) Vico'nun modern bir izleyicisi sayılması gereken Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri'nde burjuva hegemonyasına karşı bir hegemonya üretiminin ortak duyudan geçmesi gerektiğini yazar. (…) Vico'dan Gramsci'ye birbirinden ayrı örneklerin uzlaştığı konu, aşırı soyutlaşan yasa, felsefe ve siyasetin somutla yüzleştirilmesidir.
Günlük dildeki -sanatsal ve güzel gibi anlamlar taşıyan- kullanımları bir yana, eski Yunanca aisthēsis ten türetilmiş modern bir terim olan estetik, duyu, duyum, duygu ve benzeri sözcüklerle ilişkilidir. Terimin sözlük anlamı, estetiğin siyasetin kaçınılmaz dayanaklarından biri olduğunu tanıtlar. Siyaset kavramı, ne eksiksiz bir egemenliğe ne de bütünüyle akılcı tartışmaya indirgenebilen bir etkinliği tanımlıyorsa, bu aralıkta estetiğe de dokunuyor demektir.
Günümüzde kimilerinin disiplinlerarasılık dediği, bana kalırsa karşılıklı bağlantılılık ya da bağlantısallık olarak tanımlanması gereken bir ilkeye göre, kültür ürünleri, edebiyattan felsefeye, sosyolojiden iktisat ve siyaset bilimine, bağlantısaldır.