Beni dinlemedi, yüzüme de bakmadı, sokak kapısından yıldırım gibi çıkıp gitti. Onun bahçeye çıktığını gören Kerberos kalkmış, sevilmek ister gibi kuyruk sallıyordu. Mehmet ona da bakmadı. Demir kapıdan çıkarken dönüp sert bir sesle, “O deftere öyle saçma şeyler yazmayı da bırak!” dedi, beklemekte olan taksiye bindi ve uzaklaştı. Arkasından bakakaldım. Sanki bir hikâyenin içindeydim, kendimi dışardan izliyor gibiydim. Keşke öyle olsaydı diye düşündüm, keşke bir kitabın içinde olsaydı bütün bunlar; önceki sayfalara dönüp bakardım, düşüncelerimi yazdığım defterden ne zaman söz etmiştim Mehmet’e? Nereden biliyordu bunu?