Onun gitmesiyle sanki İstanbul’un üstüne ölü toprağı serpilmişti. Bu bir saatin içini çıkarıp, akreple yelkovanı hareketsiz ve güçsüz bırakmak gibi bir şeydi. Artık odama hapsolmuş hiçbir şeye karşı ilgim kalmamıştı; çünkü onun bir daha dönmeyeceğini düşünüyordum. Nefesim kesiliyor sokulsuz kalıyordum.