GECE ile GÜNDÜZ BİR OLUNCA GÜN OLUR...

GECE ile GÜNDÜZ BİR OLUNCA GÜN OLUR...
@eakman
İNSANIN HEDEFİ HAKİKATTİR... HAKİKAT MUTLULUKTAN DA FAZLADIR...
İDEAL KİLONA KAVUŞMAK İSTERMİSİN???BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ..BAĞIMSIZ HERBALİFE ÜYESİ
EVLİ/EŞ/BABA/EVLAT/KARDEŞ/ARKADAŞ/DOST/TALEBE
İstanbul
İstanbul, 20 Nisan 1976
170 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Hakka Vuslatın Yolu
Göz, terbiye olmamışsa gördüklerini şer’e, terbiye olmuşsa gördüklerini, hayra çevirir. Bunun için; “Bir işi göz ile yapma, akıl ile yap,” derler. Bedenimizde görünen göz, gördüklerini akla havale ederek süzgeçten geçirir. Akıl ise dörde ayrılır: 1.Akl-ı Maaş, yani Geçim Aklı, 2.Akl-ı Maad, yani Ahiret Aklı, 3.Akl-ı Selim, yani Ruhani Akıl, 4.Akl-ı Küll, yani Sultani Akıl.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan Bedeni, Evrenin Haritasıdır
Kuran, "Ziynetlerinizi örtün," diyor. Ziynet, belden aşağısıdır. Bedenin belden aşağısı, dünyaya, yeryüzüne, şehvete aittir. Bel ile kalp arası, bütün kainatı içine alır. Kalp ile başın tepesi arası ise, akıl-sır ermeyecek hikmetlerin yeridir. "Sizin bedeninizde bir yumurta kadar et parçası (kalp) var. O iyi olursa, herşey iyi olur. O kirliyse herşeyimiz kirli" Haramı koymamak, onu güzel yaşatmak. Kalp hastalığına yakalanmak istemiyorsanız, aç kalın. Sofradan aç kalkın. Akşam az yiyin. Kafanın kanalları iyi çalışıyor, açlıkta çalışıyor. "Mideyi fazla doldurmayın, kalbi rahatsız etmeyin. İki kap yiyeceğinize bir kap yiyin" Peygamber Efendimiz, Mide rahat ettimi kalp te rahat eder, kalp rahat ettimi ciğer de rahat eder. Boyundan yukarısı bir alem. Boyun göbek arası bir alem, göbekten aşağısı bir alem. Bütün alemleri haramdan arındırmak. Başı hallettin mi iş bitti zaten, işi eline aldın demektir. Melek vücutlu olur insan. Her an oruçlu, her an ibadette, melekler gibi. Melek değil de, melek vücutlu olur. sonra melekten de üstün olur. Füze alemi, hepsi boyundan yukarda. Aşağıda birşey yok. Nefse yenilmeyin. Boyundan yukarısı ile kaşlardan yukarısı farklıdır. Birincisi iyidir ama ikincisi daha iyidir. (Dikine alnını işaret ederek) Buraya çıkın, akla sığının. Sevdiğiniz bir din adamını, bunu yapamıyorsanız sevdiğiniz bir insanı gözünüzün önüne getirin. Bu sayede güvencede olursunuz.
Kalp ve Kalp Temizliği-2
Kalp, özümüzdeki sır’dır. Ezeli bir nurdur. Allahu Teala onunla bizlere nazar eder. Kalp öyle bir mihver noktasıdır ki, yaratılmışların zübdesi, özüdür. Kalp; Allah’ın esma ve sıfatının tümü namına, daima Zat’a dönüktür. Kalbin önü arkası yoktur. Ayna gibi, hepsi yüz’dür. Bu yüz; Hemm (hayır-şer) denilen bir nura dönüktür. (İşte denir ki; bu hemm, nazargah’tır). Elbiselerimizdeki kirler nasıl yıkanınca temizlenirse, beşeriyet icabı bazı adi işlerle de biz kirlenebiliriz. İşte eğer ki, biz ilahi saadete ehil bir kimse isek, kirlilik bize tam yerleşmemişse, onun temizlenmesi kolay olur. Temizlenince de her şey aslına döner, ve kir de hiç iz bırakmaz. Bazan birçok kimsede bu kirler tam manasıyla yerleşmeye başlar. İşte o zaman mücahede, muhalefet ve zorlu süluk lazımdır: ta ki, kalp temizliği ve safası oluncaya kadar... Ta ki, kötülüklerden sıyrılıp, meleki sıfatları alıncaya kadar. İnsanın o nur olan aslına dönüşeceği ana kadar... İşte, onun için de Allah’tan kalp safası ve beden hafifliği isteyiniz. Asıl, kalp’tir. Asıl, özdür. Onun için de Cenab-ı Allah, “Beni ne yerim aldı, ne göğüm; mümin kulumun kalbi Beni aldı. Ona sığdım,” buyurmuştur."
Kalp ve Kalp Temizliği
İnsanların diriltileceği günde (ölülerin kabirlerinden kalktıkları o günde) ne mal fayda verir, ne evlat menfaat verir. Sadece, Allah'a kalp selameti ile gelen kimsenin ameli menfaat sağlar. İlahi vasıflarla bezenmiş temiz kalp ile gelenler kazanır.(Şuara 88-89)
Adem ve Alem
Adem ile Alem, nedir? İkisi, ikiz çocuk gibidir. Birbirisini tamamlayan iki sevgilidir. Diğer bir açıdan Alem ve Adem, bir ağaç ve onun çiçeği, meyvası gibidir. Adem olmasa, Alem ne yapar? Alem olmasa, Adem ne yapar? İkisi, birbirisini tamamlar. Allahu Teala, Ademoğlu’na onsekiz bin alemin sırrını, Kur’an-ı Azimüşşan’da beyan etmiştir: Alemi sevmiş ve ona da sevdirmiştir. Sen, Rahman ve Rahim ism-i şerifiyle bakmadıkça, Allah’ı sevemezsin ve bulamazsın. Kur’an ilmine bak ve dal. İnsanın Sırrını bulmaya çalış. Alem’i sev, insan ol. Alem’i sevmeye, Allah’ı bulmaya çalış. Kudsi hadis-i şerifte, şöyle beyan edilmiştir: “Biz insanın sırrıyız, insan da bizim sırrımızdır.” Eğer Allah ve Allah’ın Resulünü hakkıyla seversen, onsekiz bin alemin sırrını, Muhammedi Sırrı da çözmüş olursun. Dikkat et, Adem ile Alem’in üzerine çalış ve bul. Adem mi Alem’e misafir geldi, Alem mi Adem’e misafir geldi? Bunu tefekkür ile, ilm-i ilahi ile, Kur’an-ı Azimüşşan’a dayanarak bulabilirsin. Adem ile Alem’in ikisi de birdir, azimdir. Adem ile Alem, bir tek yaprağın iki yüzü gibidirler; birbirlerinden ayrılamazlar. Fakat Adem ile Alem’in durumuna bakacak olursak, sevgiyi bırakmışlar, sert düşmanlık içinde birbirlerini yiyorlar. Adem Aleyhisselam’dan sonuna kadar gördüğümüz şudur ki, iki dost, düşman olmuştur. Altınıyla, gümüşüyle, madeniyle, suyu ve toprağı ile dünyamızı, Ademoğlu, yeme, içme ve giymeyle bitirmeye çalışıyor. Sevgilisi olması gereken Alem’i altüst ediyor. Alem ve toprak ise, Adem’i yiyor. İkisi de düşmanca birbirlerini yiyorlar ve ikisi de doymuyorlar. Kimse bu tersliğin farkında değil. Adem ile Alem’in dostluğuna, düşmanlığına bakan, onlarda bir yaprağın iki yüzünü gören, arif olur. Allah ve Allah’ın Resulü’nden, Kur’an-ı Azimüşşan’dan ayrılmayın. Ey insanoğlu, Adem ve Alem’in