GECE ile GÜNDÜZ BİR OLUNCA GÜN OLUR...

GECE ile GÜNDÜZ BİR OLUNCA GÜN OLUR...
@eakman
İNSANIN HEDEFİ HAKİKATTİR... HAKİKAT MUTLULUKTAN DA FAZLADIR...
İDEAL KİLONA KAVUŞMAK İSTERMİSİN???BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ..BAĞIMSIZ HERBALİFE ÜYESİ
EVLİ/EŞ/BABA/EVLAT/KARDEŞ/ARKADAŞ/DOST/TALEBE
İstanbul
İstanbul, 20 Nisan 1976
170 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
TEFEKKÜR - Dikkatin Bir Noktaya Toplanması-4
“Kalbleri vardır, onunla anlamazlar; gözleri vardır, onunla görmezler; kulakları vardır, onunla duymazlar; onlar hayvan gibi, belki daha da aşağıdırlar. Onlar gafillerin ta kendileridir,” mealindeki ayet-i kerimenin tehdidi, bu tefekkürsüz insanlar için olsa gerekir. İnsanın sınırlı aklı, noksan ilmi, kainattaki olayların pek çoğuna akıl erdiremez. Kendi istekleriyle bağdaştıramaz. Hikmetleri takdir edemez ve tenkide başlar. İşte bu noktada, dostluk ve tefekküre ihtiyaç vardır. O zaman tenkit hakka değil, maddi sebeplere yönelir. Resulullah Efendimiz’in de işaret buyurdukları gibi, “Kainat hadiselerinden insanın heva ve hevesine muhalif olan kısmı, uygun olan kısımdan daha çoktur.” Öyleyse aşinalık ilimle karıştırıldığı an, tehlike de başlar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
TEFEKKÜR - Dikkatin Bir Noktaya Toplanması-3
Tefekkürü Kur’an-ı Kerim, Allah’a noksansız bir imanla bağlanan kimselerin özelliği olarak belirtmektedir. Onlar yaratılan herşeyin boşa yaratılmadığını anlar ve bunun için şükrederler. Her hallerinde Allah’ı anacak kadar olgunlaşmış kişilerin, bunu tefekküre borçlu oldukları kaydedilmektedir. Tefekkür, insanı Allah’a yaklaştıran çok önemli bir olaydır. Resulullah Efendimiz, “Bir saat tefekkür bir yıllık nafile ibadete denktir,” demekle bunun değerini açıklamıştır. Tefekkürsüz insan zamanla, olaylar, varlıklar ve güzellikler karşısında hayreti unutur, takdir duygusu kaybolur, kainatın kitabını okuyamaz, akıl düşünceden, ruh da duygudan mahrum kalır. Yaratılanların en üstünü olan insan da cansız bir cisim durumuna düşer.
TEFEKKÜR - Dikkatin Bir Noktaya Toplanması-2
İnsan varlıkları tanıdıkça, onların üzerindeki Allah’ın isimlerini de tanır. Allah’ı tanımanın, onun isimlerinin varlıklardaki tecellilerini tanımakla olacağı açıktır. Rabbini tanıyıp ona ibadet etmek üzere yaratılan insan için, ilim, iman ile marifetullahın (Allah’ı bilmek) bir şartı olarak karşımıza çıkar. Bu ilim cehaletin kılık değiştirmiş şekli değildir. İnsanı inat ve kibire sevk eden ilim, imanı zedeleyen boş bir bilgi yığınından başka bir şey değildir. Oysa gerçek ilim, onu hayata eriştiren bir ruh gibidir. Bilgileri bütün olarak yorumlayabilmek ve gerekli sonuçları çıkarabilmek de yalnız tefekkürle (düşünmekle, zihin yormakla) mümkündür.
TEFEKKÜR - Dikkatin Bir Noktaya Toplanması
Kainattaki her varlık kendine has bir dille Allah’ı tesbih eder. Varlıklar kendi üzerlerindeki Allah’ın isimlerini, Allah’ın varlığını ve birliğini duyururlar. Yaratılanların en şereflisi insandır. Çünkü bütün yaratılanlar ancak kendi dilini anlayabildiği halde, insan bütün yaratılanların dile getirdikleri Allah’ın isimlerinin (Esma-i Hüsna’nın) delillerini anlar. Öyleyse herşeyin değeri kendisine göre bir parçadır. İnsanın değeri ise bütündür. O, anlamada, çözmede, anlatmada, ilmin ruhundan hareketle bütünlüğe ulaşır. Allah, insanı sınırsız yeteneklerle donatmıştır. Bu yüzden insan Allah’ın isimlerinin sonsuz hazinelerini keşfedebilir.
Tefekkürün Çeşitleri
İman ve Allah’ı tanımak için insanın; 1. Kendi iç alemine eğilmesi, 2. Bir de kendi dışındaki tüm varlıklar üzerinde düşünmesi gerekir. Bu iki çeşit tefekkür birbirini tamamlar. İnsan, kendi varlığı üzerindeki tefekkürü ile, vücudu üzerindeki manevi duygu ve yeteneklerle ilahi sanatları anlamayı başarır. Bu varlıklarını yerinde kullanmayı öğrenir. Kendini yönlendirme gücünü kazanır. Varlıkların tefekküründe ise, Allah’ın isimlerini, özelliklerini tanır. Kainattaki bütün varlıkların üzerinde, Allah’ın isimlerinden bir kısmı tecelli etmiştir. Genel olarak cansız varlıklarda Allah’ın kudret tecellilerinden birini aramalı, canlılarda ise önce rahmet tecellilerine bakmalıdır. Tefekkür, yalnız insanın başarabileceği bir olgudur. Allah akılla donattığı insana, böyle eşsiz yetenekler bahşetmiştir. Kainattaki en küçük varlıkta öylesine eşsiz programlama ve güzellikler vardır ki, bunu görebilmek, anlayabilmek ancak tefekkürle olur. Hiçbir şeyin yaradılışı sebepsiz değildir. Düşünen insan için, dünyadaki bütün canlıların düzenli bir şekilde nasıl beslenebildiklerini araştırmak, nasıl bir dengenin kurulduğunu kavramak, büyük bir düzen içinde çoğalıp, öldüklerini izlemek ve bu olaylardan ibretlenmek hiç de zor olmasa gerekir. Yediğimiz her lokma, içtiğimiz su, aldığımız her nefes içindeki hava, bizim için takdir edilerek hazırlanmış ve üzerine kader kalemiyle adımız yazılarak adresimize gönderilmiştir. Parmak izlerimiz ve hücrelerimizdeki genetik kodlarımız nasıl bize aitse, rızk olarak payımıza düşen her şey de takdir ve ihsan edilmiş nimettir. Özetle, Allah’ı tanımada imanla ve ilimle tefekkür ederek şükretmeyi bilmeliyiz