Merdivenlere oturduk. Yerde yatan martının saydamlaşmış gözlerine, gazdan kararmış boz tüylerine, kasılıp kalmış kanatlarına baktım. O eski, tasasız günlerinde, hiç bilebilir miydi, belirsiz bir geleceğin belirsiz bir anında, yani tam o anda, yitip gideceğini böyle, sonsuza kadar.
Benim saygımı satın alabileceğini mi zannettin? Benim saygımı hediyelerle satın alamazsın. Benim saygımı parayla satın alamazsın. Benim saygımı övgüyle satın alamazsın. Benim saygımı köprülü kavşakla satın alamazsin. Sana satılık saygım yok benim! Hırsız! Yolsuzlukçu Hırsız!"