( Derviş hırkasını Ah’lar Ağacı’na asan Didem Madak’a ve asılmaktan hazzetmeyen kadınlara... )
İlk kez tesadüf ettiğimde aşka,
Yakası dantelli, kırık beyaz bir bluz vardı üstünde Camelia.
Mor tarlalarda debelenirdim o vakitlerde,
Cesaretim esaretime galebe çalamazdı.
Çalamamıştım cennetten kopmuş kapıyı,
Yüksündüğümden değildi vurdumduymazlığım,
Vursam çenene şiirlerimi, duymayacağından korkardım.
Aylak aylak dolaşırdım sahil kenarlarında,
Yatsı namazının ahirinde saçlarını okşayacağım çocuklar arardım.
İlk kez tesadüf ettiğimde aşka,
Göğsünde kurşun geçirmez bir zırh vardı:
Kitabın…
İnce parmaklarında büyüyordu 'Ah'lar Ağacı!'
Anlamıştım,
Dank etmişti kafama.
Senin de ah'ların vardı.
Senin de anlatamadıkların; bulutlara, kuşlara ve Allah’a…
İnsanlara zaten hiçbir şeyi anlatamazdın,
Anlatmamalıydın!
Ama sen çene çalsan,
Ben Beethoven piyano çalıyormuş gibi dinlerdim,