Uzun zamandır okumak isteyip bir türlü cesaret edemediğim bir kitaptı körlük. Etraftan aldığı onlarca güzel yorum kitaba hakkettiği değeri verebilir miyim konusunda beni biraz endişelendirsede sonunda okumaya geç kalmışım hissiyle kalktım kitabın başından
...
Kitap kırmızı ışıkta bekleyen bir adamın aniden kör olması ve karşılaştığı, görüştüğü herkese, tedavi olmaya gittiği doktora bunu bulaştırması ile başlıyor. Dalgalar halinde yayılan korkunç bir körlük salgını hayal edin. Her kör olan kişi veya kişiler topluluğu başkasıyla görüşmemek ve salgının önünü kesebilmek adına eski bir akıl hastanesinde karantinaya alınıyor. Başlarında askerler, sınırlı yer ve yiyecek ile zor bir zaman oradakileri bekliyor. İçlerinde kör olmayan tek bir kişi onlara rehberlik ediyor (onun neden kör olmadığını hâlâ anlamadım).
...
Bir gün büyük bir yangınla karantinadan çıkan körler etrafta kör olmayan tek bir kişi bile kalmadığını fark ediyor. O andan itibaren yağmalanan evler, marketler... yaşam ve açlık savaşı ile karşı karşıya kalıyorlar.
...
İçinde bulunduğumuz salgına bir miktar şükrettirdi desem yanlış anlaşılmam umarım. :)