Batıyla İslâm iki ayrı iman, iki ayrı dünyadır. İki ayrı yol, iki ayrı gayedir. Biri saadeti diğeri ise felaketi gösterir. Müslümanlar kendilerine içirilen Batı zehrini kusmadan ne kadını ne de anneyi bulabilir. Onlar 80 yaşındaki bir kadını bir meclise giderken yanlarında yük olarak görürken; Müslüman,onu annesi olması hasebiyle sırtında taşır.
Nasıl İslâm'dan önce insanlar altını her şey görür; ona sahip olabilmek için birbirleriyle savaşırdı; bugün de erkekler, ahlaki sefahatine bakmadan güzel kadına ulaşmak için birbirleriyle harp etmekte.
Sabah namazı vaktinde iş için alarm kurup, namazı kılmadan yola çıkan ne bilsin sabahın nurunu..onun için gün kötü başlıyor, kendi tabiriyle de sabahın körü..
Yurtdışı seyahatine çıkan kişi vizeyi ya da pasaportu unutunca uçağa alınmaz; " Biraz bekleyin, gidip, getireyim!" Dese de uçak durmaz, kalkar gider. Ölüm meleği geldiğinde de gidiş işlemlerimizin olup olmadığına, henüz hazırlanıp hazırlanmadığımıza bakılmayacak. Melek, "Gidiyoruz!" Dediğinde, "Şimdi hazır değilim, sonra geleyim.." deme imkanımız da olmayacak.