Ebrar

İyi kitabın ne olduğunu, benim için ne kadar gerekli olduğunu anladım. Ve bu kitaplarla içimde sarsılmaz bir inanç yer etti: Dünyada yalnız değildim, yok olup gitmeyecektim!
Reklam
Yaşamayı biliyorsan, kıskançlıktan çatlıyor ve sana hınç duyuyorlar.
Ama en çok patronlarımdan tiksiniyordum. İnsanlar hakkında acımasızca yargıda bulunmalarının -onların en sevdiği işti- gerçek değerini çok iyi biliyordum. İnsanların ayıplarını izlemek, para ödemeden yararlanabileceğiniz tek eğlencedir. Benim patronlarımın tek eğlencesi ise, sürdürdükleri namuslu, çileli, kıt kanaat hayatın öcünü alır gibi yakınlarına sözde işkence etmekti.
Kitapların acımasız kişileri, işleri, çıkarları gereği acımasızdırlar; onların niçin acımasız olduğunu hemen her zaman anlayabiliyorsunuz. Oysa ben hiçbir amacı, anlamı olmayan acımasızlara tanık oluyordum; hiçbir çıkar beklemeksizin, salt eğlenmek için acımasız davranışlar sergiliyor biz de insanlar.
Erkeklerin birbirlerine sürekli kadınları nasıl kafesdiklerini ve kadınlarla ilişkilerinde ne kadar dayanıklı olduklarını anlatıp, bu konudaki becerileriyle övündükleri tanık olmuştum. "Karı"lara karşı düşmanca duygularla doluydu sözleri. Ama erkeklerin kadınlar üzerindeki başarılarına ilişkin anlattıkları öykülerde, gerçeklerin değil, övünmenin yanı sıra, palavracılığın ve boş ve böbürlenmenin daha baskın olduğunu düşünecek bir tını olurdu hep.
Reklam