Öncelikle kapak tasarımından dolayı bana fantastik olduğunu çağrıştırdı ama okuduktan sonra öyle olmadığını anladım. Bir de yazarcım sen bizden ne istiyorsun ya niye bizi ağlatıyorsun? Dram ağırlıklı bir kitaptı gerçi ama niye ya niye . Duygudan duygusa sürüklendim ağladım, hüzünlendim, sevindim, umutla doldum. Hayatın içinden bir çok olay okuduk ve böyle olması insana samimi bir okuma sağladı. Toplumunun içinden olayları okumak eminim sizede iyi gelecek. Bazen gerçekler ile yüzleşmek lazım. Karakterlerle benim gibi sizde eminim bağ kuracaksınız. Nisan, Rüya, Asya, Eymen, Cengiz, Yiğit, Dicle, Doruk... Hepsine ayrı ayrı kızdım ve hak verdim. Ama bir de şöyle bir şey var Cengiz karakterini hiç sevmedim sadece ona hak vermedim. Böyle kötü bir karakter olmaz ya, hiç bir haklı yerini bulamıyorum. Pislik ya bir de ondan kurtulamadıkça, sinir krizleri geçirdim. Pis nalet şey, öyle insanlar hiç olmasa keşke. Asya ise sen çok güçlü bir karakterdin, onca yıl pislik adamın kahrını çektin ama sonunda en güçlü sen oldun. Gurur duyuyorum seninle. Eymen karakterini sevdim, düşünceleri çok naifti. Kadınlara saygısı olan bir adamdı. Böyle erkekler keşke daha çok olsa. Nisan karakterinin hikayesi beni en çok etkileyen hikayeden biriydi. Yani öyle bir içime oturdu ki okurken ağlamak geldi içimden. Bir de şöyle bir şey var onun yaşadıklarını belki kaç kadın yaşıyordur. Beni üzen en etkili etmen bu olabilir. Asya ve Nisan ikinizle de gurur duyuyorum. Her şeyiyle güzel bir kitaptı. Yazım dili gayet akıcıydı, olaylar beni sonuna kadar sürükledi. En son olarak türü sevenlere kesinlikle önerimdir.
Ben bir şey görmedim, dedi hepsi.
Ben duymadım,
Ben yoktum,
Ben gitmiştim,
Ben henüz gelmemiştim,
Ben bilmiyorum, dediler, mütemadiyen.
Herkes masumdu, herkes günahsız.
Herkes tertemizdi, pırıl