İnsanın bu dünyadaki besini hayrettir. Hayretinden olmuş bir insan giderek kurur. Yeni doğmuş bir bebeğin fal taşı gibi açılmış gözlerine bakın, sonra da gidin dedenizin düşmüş göz kapaklarından yarısı görünen gözlerindeki renginden azalmış mat kanıksamayı görün. Ne dediğimi anlarsınız; şaşıran yaşar, şaşırmayan ölür.
Buzları kırmadan ılık sulara ulaşmak mümkün değil. Karşına çıkan her karakterle dost olmak zorunda değilsin ama onu tanımak boynunun borcu. Unutmayı da öğrenmelisin, vedalaşmayı da. Yeniyi eskiye borçlusun ama yenide eskinin izlerini arama, tekrara düşersin ve bundan daha büyük bir tuzak görmedim hayatımda.