Sanki ikisi de aynı ağaçtan oyulmuşlar, aynı el tarafından cilalanmışlardı. Hamisini zeytinliğe getiren şey bu derin duygu muydu, neşeyle elem arası bu iç titreten sızı mıydı? Barındırdığı hüznün içinde zevk de vardı. Bir daha asla sahip olamayacağınız saadet dolu anları hatırlamanın yarattığı duyguydu bu, tamamına erdiremeyeceğinizi bildiğiniz, yine de umut etmekten kendinizi alamayacağınız o ilk arzu ateşi, aşkınızın karşılıksız olduğunu bildiğiniz hâlde sevdiğinizi görmek için duyduğunuz o çaresiz özlem.