Bahçıvan ve Ölüm kitabı, son zamanlarda sık sık görüp merak ettiğim, ancak depresif olan ruh hâlimden dolayı, "Acaba beni olumsuz etkiler mi?" şeklinde bir düşünceye kapıldığım o kitaptı. Adında da yazıldığı gibi ölüm konusunu işleyen bu kitabı okuduğuma hiç pişman olmadım, beni kötü de hissettirmedi.
Kitabın fiziksel yapısına değinecek olursak kitabın bir ya da iki sayfalık minik bölümlerden oluşması benim çok hoşuma gitti. Bunun en önemli sebebi de okumayı çok kolaylaştırmasıdır. İstediğim an, olay örgüsünü yarım bırakmadan ara verebilecek olmak fikri gerçekten mantıklı ve güzeldi.
Yazar, ölüm hakkındaki düşüncelerini ve yaşadıklarını şeffaflıkla ve açık, yalın bir dille kaleme dökmüş. Gerçekten eğer birini kaybetsem ve onu bir daha göremeyecek olsam ben de aynı şeyleri yaşar ve hissederdim, diye düşünmekten kendimi alamadım.
Kitabın girişi de oldukça vurucu: Babam bahçıvandı. Şimdi ise bir bahçe.
Bu cümleyle başlayan bir kitabı okumamak mümkün değildir diye düşünüyorum. Direkt olarak insanı kitabın ruhuyla bütünleştiriyor.
Ayrıca kitapta alıntılanacak çok fazla cümle var. Bu daha çok güzel çünkü kitabı unutmaya başlayınca dönüp bakmak, bu cümleleri tekrar etmek çok hoş olacaktır.
Kısaca şöyle söylemeliyim ki kitabı oldukça beğendim ve böyle duygu dolu bir kitabı kütüphaneme eklediğim için mutluyum. Kütüphane haftasına yakışır bir kitap oldu.