Bu dudakları üzerinde titreyen aşk çığlığını bir öpücükle toplamaya, bu ışıklı gözlerden akan sıvıyı içmeye cesaret edemezdi; saadet orada kanatlarını indirmiş duruyor, küçücük bir temastan korkup kaçacak sanıyordu.
Zavallı genç adam! Sabahın karanlığında evinden çıkmış, gecenin üçüne kadar defterlerinin üzerinde çalışmış, güneşin neşe veren ışığından yoksun olan bu adam, hiç olmazsa gecenin bu siyah matem rengini seyretmek istemişti.
İsmail Tayfur bu manzaradan başının içinde kaynayan beynine, cildinin altında yanan kanına temasıyla hoş bir haz veren bu soğuktan; beyazlıklar altında kalan bu karanlıklardan, karanlıklara karışan bu beyazlıklardan; kulaklarına başka bir dünyanın garip esintisi gibi isabet eden o rüzgârdan, kalbe kâinatı bütün vahşetiyle gösteren bu kış gecesinden sarhoş oldu.