Ecem Nur

Yaz günleri öğleden sonra ortalığı kaplayan parlak ışıkta tuhaf bir melankoli kaplıyor içini. Ortada üzülecek hiçbir şey yokken bile, içini sınırsız bir üzüntü kaplıyor. Yaşama isteğini yitirdiği anlar bunlar.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın “Nasıl görünüyorum?“ sorusundan, “Nasıl görüyorum?” aşamasına geçmesiydi.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Ama bu gençler bambaşkaydı. Hareketlerinde tarif edemeyeceği bir başıboşluk, bir kayıtsızlık vardı. Leyla Hanım bunu kendi zihninde “lakaydi” olarak tanımlıyordu. Lakayt olmak, çevresiyle ilgilenmiyormuş, üzülmüyormuş, sevinmiyormuş gibi durmak; doğru dürüst bir konuşma bile sürdürememek; küçük cümleler, ağızdan gelişigüzel fırlayan kelimeler hatta seslerle idare etmek...
Sayfa 111·Kitabı okudu
Mademki insanlar birbirine acı veriyordu, o zaman en güzel şey hayata meydan okumak ve mutlak bir yalnızlığı seçmekti.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Şairlerin söylediği gibi, “Paris güzel bir salon, Londra güzel bir park, Berlin güzel bir kışla ama İstanbul güzel bir şehir”di.
Sayfa 56·Kitabı okudu