Hayatımdaki tek güzel şey şendin, ama o kadar güzeldin ki bütün çirkinlikleri kapatıyordun. Onca kötü şeyin arasında seni bulmuştum vc senin varlığınla iyilik kötülük tartısı dengelenmişti. Bitkin düşmüş, hırpalanmış olmama rağmen, ruhumun ölmüş olmasına rağmen bunu çok net görebiliyordum.
Çekim beklediğmden hem daha az hem daha çok sıkıntılıydı. Benim için poz vermek kolaydı. Tek yapmam gereken arkasında durmak, kollarımı karın bölgesine dolamak ve ellerimi göğsüne ve karın kaslarına yerleştirmekti. O ellerin keşfe çıkmasını veya okşamaya başlamasını önlemeye çalışıyordum ve bu oldukça zordu. Yüzüm tam olarak görünmüyordu bile, sadece kafamın üst kısmı ve yanağımı güzelim sırtına yaslamışken omuzunun üzerinden bakan gözlerim. Poz verme kısmı kolaydı. Zor olan tahrik olmamaya çalışmaktı. Bu kısımda da James’ten daha başarılıydım, ama bunun tek sebebi onun kısmının kontrolünün genel olarak benimkinden daha zor olmasıydı.Birkaç kare çektikten sonra yönetmen boğazım temizledi. “Aa, şimdi, bu konuda yapabileceğniz bir şey var mı. Bay Cavendish, bu pornografik bir yayın değl...”James, utanmaz herif, hiç gocunmuşa benzemiyordu. “Belden yukarımı çekmen gerekecek. Kız arkadaşımı fotoğrafta isteyen, kollarını belime dolatan şendin. Ne olacağını zannediyordun ki?”“Belden yukarınızı çekebilseydik bu sorun olm,ıyabı- lirdi ama burada... daha büyük bir sorunumuz var gibi görünüyor.”
Ben fazla yaralı, hayatın güzelliklerine karşı fazla şüpheciydim. Bu dövme onun bağhhğnı kanıtlamaya çalışırken kullandığ deli saçması yöntemdi. Bu yönden Stephan’a çok benziyordu, beni sevmek uğruna gururunu hiçe saymaya gönüllüydü. Stephan’ın benim için yapmayacağı hiçbir şey olmadığm bütün benliğmle biliyordum ve James’in de bu şaşırtıcı özelliğe sahip olduğunu görmeye başlamıştım. Bana bu kadar düşkün adamları hak etmek için ne yapmıştım acaba? Aklım ermiyordu. Bütün bunlar gerçek olamayacak kadar güzeldi.