İnsan,tanıdığı bildiği yerlerde ölmek istiyor.Yere düşerken, gözlerini yumarken, toprağa başını yaslarken, etrafında bildik yerler tanıdık yüzler olsun istiyor. Hangi kapıyı çalsa mütebessim, müşfik bakışlarla içeriye buyur edecek bir bardak su, bir bardak çay ikram edecek ve hiç yabancılamayacak yüzler. Çok uzak yerlerden eve dönmenin tatlı telaşı gibi olsun istiyor ölüme yürürken ki telaşı. Gidiş değil de dönüş bavulunu hazırlar gibi düşünmek istiyor. İnsan aşina olduğu sesleri duymak istiyor ölüme yakın; teselli veren tanıdık sesler.
İyiyim. Ama nasıl bir iyilik? "Çakı gibiyim" diyemem. İyiyim işte. İçimi titreten hiçbir sevinç yok, başımı döndüren hiçbir mutluluk, derinden gülmeleri unuttum. Ama iyiyim. Üzüntüsü ve sızısı biraz kesildi ömrümün. Kimbilir kanım başka akıyor belki damarlarımda. Kimselere serzenişte bulunmayacak kadar katılaştı içim.