Hayat sana kötü bir oyun oynamıştır.
Gene kaçırmışsındır treni.
Geride yüzyıllardır yalnız ve mutsuz olan bir sen kalmışsındır.
Bir de beton yığını koskoca bir kent.
Caddelerini arşınlıyorsun kentin.
İki adım eşittir bir hata…
Kentin ortasındasın ve avazının çıktığı kadar bağırıyorsun, ama sesin sana geri dönüyor.
Ve artık ne bekleyenin vardır, ne de beklediğin…
Dağın başında ölü bir şehir ve içinde dev yürekli bir kız sevdalı.
Günü, saati, dakikası ve saniyesi…
O, ondan gayrı ben çaresiz…
Ölü şehirde aşmış insanları
Bilgelikte ve sevide
Gönlündeki çiçek bahçesi içten
Açmış bekler sevdalısına
…
Veracığım, sakın koparıp atma onu gönlünün çiçek bahçesinden…
Başımın üzerinde gri bulutlar,
Etrafımda cehennem zebanileri
Ve cellâtlar.
Bastığım yer yok,
Yer çekimi yok.
Kirli, yosunlu sularda yüzen
Med-cezir bir cesedim.