... sadece gülümsediklerini görmeye, sadece suratlarındaki o tebessümlere değil, kedere de katlanamıyordum artık, insanların yüzündeki kedere de tahammül edemiyordum, hiçbiri benimki kadar gerçek, benimki kadar haklı, benimki kadar derin gelmiyordu, doğru değildi hiçbiri.
Artık onu görmeye gelmiyorsun çünkü onu ne kadar kolayca, ne kadar kayıtsızca yok sayabildiğini anladın, üstelik bunu acımasızca onun da fark etmesini sağlıyorsun, bağları koparmak için ondan sana yardımcı olmasını da bekliyorsun.
Bu sahneyi er ya da geç geçmişe gönderecek, sevk edecek, indirgeyecek geleceğe kavuşmanın telaşıyla düşünüyordum. "Bir hafta sonra diyeceksin ki: Bak bir hafta geçti bile, dayan. Bir yıl sonra diyeceksin ki: Bak bir yıl geçti bile."