Bir insan kendini herhangi bir tutkuya ne kadar kaptırırsa, kendi başına kişisel niteliği olmayan olaylar ona o ölçüde acı vermeye başlar. Her şeyden önce bu olayların kişisel olmayışları onun yanlış sonuçlara varmasına yol açar.
Gerçeklik insanın şu ya da bu şekilde içinde bir bitki gibi yaşadığı ve yaşayacağı bir zindandır. Bunun dışındaki her şey-düşünce, eylem-sadece düşünsel ya da fiziksel bir oyalanmadır. Önemli olan bu gerçeklikle yüz yüze gelebilmektir.