Biz acı çekerken, acımızın çemberinin dışında mutluluğun var olduğuna inanırız. Acı çekmediğimiz zaman, mutluluk diye bir şey olmadığını biliriz, bu yüzden de katlanacak bir acımız yok diye daha büyük bir hüzün duyarız!..
İnsan acı çekmeyi kabul eder (boyun eğme) ve anlar ki acı çekmiş olmaktan başka bir şey yapmamıştır. Bunun bize bir yararı dokunmadığı gibi, başkaları da aldırmamıştır çektiğimiz acıya. Bu yüzden dişlerimizi gıcırdatır, insanlardan uzaklaşırız.
Bizi en çok inciten şey, enayi yerine konmak, çektiğimiz acıların yadsınması, göz önünde bulundurulmamasıdır.
Elbette acı çekerek insan birçok şey öğrenebilir. Ne yazık ki acı çekmek öğrendiklerimizden yararlanacak gücü bırakmaz bizde; bir şeyi sadece bilmekse, hiçten de az bir şeydir.