Tüm suçların ortak bir özelliği var; can sıkıntısı içinde boğuluyorlar.(...)Etrafta amaçsızca dolanmak ve hiçbir şey beklememek, ölmeye en yakın hâldir.(Arthur Miller)
Bugün, kreşten üniversiteye kadar eğitimin her safhasından geçmiş fakat hiçbir noktada iyi ve dürüst bir insan olması gerektiğini işitmemiş genç bir insanı tasavvur etmek pekâlâ mümkündür.Bu insan, ilk önce yazmayı ve hesap yapmayı öğrenmiş;daha sonrasında fiziğe,kimyaya,etnolojiye, coğrafyaya,siyasi teorilere,sosyolojiye ve tüm bilimsel disipline vâkıf olmuştur. O, pek çok gerçeği ezberlemiş; en iyi ihtimalle düşünmeyi öğrenmiş fakat ince ve asil bir ruh olamamıştır. Zira bizler;tarihi, sanatı,edebiyatı,ahlâkı pek az dineler olduk.
Onların yararına olsa dahi insanlara manipüle etmek insanlık dışıdır. İnsan adını düşünmek ve onun sorumluluklarından azade kılmak, keza, insanlık dışıdır.İnsan olmak, sorumluluktan kurtulmak değil; sorumluluk yüklenmek demektir.Bu nedenle Tanrı,insanı iki yoldan biri arasında seçim yapmaya mecbur kılmak ve dehşet verici cezalarla tehdit etmek suretiyle İnsanın en büyük tasdikini gerçekleştirir.
Tek taraflı yönlendirilmiş ve beyin yıkama üzerine kurulmuşsa, düşünmeyi öğretmeyip hazır çözümler servis ediyorsa, insanları yalnızca işlevleri için hazırlıyor ;ufuklarını açıp özgürlüklerini genişletmiyorsa eğitim de insanlık dışı olacaktır.
Nietzche, dinin zayıflar tarafından güçlüleri kandırmak üzere uydurulmuş olduğunu iddia eder.(...) Çünkü zayıflar, ezilenler,daha az kabiliyetliler eşitlik, özgürlük ve eşit değere sahip olma isteklerini ancak dinî temeller üzerine inşa edebilirlerdi. Din hariç her şey,hatta bilim bile,amansız bir şekilde onların eşit olmadığını tasdik etmektedir.