Akrep ve yelkovan her ilerlediğinde acım artıyor.
Gözlerim derman arıyor.
Kulaklarım naif bir şiir, ellerim nasırlı bir el arıyor.
Yalnızlığım artıyor, ses artıyor.
Düşünmek iyi gelmiyor beni öldürüyor. Kalbim gereğinden fazla çalışıyor, ciğerlerim can çekişiyor.
Ömrüm tükeniyor, kaderim beni tüketiyor.
Her şeye aranan sebepler sonuçlarla karışıyor.
Her gün özenle taradığım saçlarım ayaklarımın ucunda duruyor.
Keşkelerim sol belkilerim sağ tarafımı seçmiş.
Yalnız değilmişim meğer onlar varmış.
İçimdeki çığlıklar suskunluğuma sebepmiş.
Gözlerinde gördüğüm sevgiyi kırgınlıklarımla örttüm,
Kokunda duyduğum güveni kızgınlıklarımla yok ettim,
Atarım belki tüm hediyelerini, aldıklarını.
Ama yok edemem ben anılarımı,
Atamıyorum seni içimden, sen benden gittin de,
Ben senden gidemedim, kalbimde bitiremedim.
Sigara dumanının altında vazgeçtim senden,
Halbuki çiçekli bir yolda sevmiştim seni.
Beton yığınlarının altında terk ederken beni,
Dedim acaba "Geri döner mi? "
Sendin gökyüzündeki mavilik,
Ormandaki yeşillik,
Dağlardaki kahvelik,
Fark etmedim bile renklerin solduğunu.
O kadar yavaş gittin benden.
Nefesimin acı verdiğini,
Etrafın grileştiğini fark etmedim.
Benden gelmemeye gittiğini, benimse senden hiç gidemediğimi fark etmedim.
Karanlıkta kalmış gibiyim aydınlığın içerisinde. Belkide mahkum olmak budur, bir ele ihtiyaç duymak budur. Buruk bir kalbin çağrısıdır bu. Hem imkansız hemde kolay olan bu uzun yolda sana ihtiyaç duymaktır bu.