"Hüseyin Nazmi'nin çocukça sevincine karşı Ahmet Cemil duruyordu. Bu mutlu arkadaşı, zengin bir babaya, emin bir hayata sahip olduktan sonra geleceğine parlak bir meslek hazırlayan bu arkadaşı kıskandığı için değil, fakat bunlar hep boşa çıkan arzularını, talihsiz başlayarak yine talihsiz devam edecek gibi görünen hayatının mahrumiyetlerini anlattığı için bir ağır ümitsizlik duydu."
"Karı koca arasına böyle bir soğukluk girince bir daha iyi bir geçim mümkün değil, sağlanamaz. Kadın ölünceye kadar boşa çıkan hayatına ağlar ya da göz yaşları çare olmazsa başka bir yerde teselli aramak ister. Erkek de hep kendi kötü davranışına karısını sebep bulmaya çalışarak sonuna kadar devam edip gidecektir."