Eda

"Kendi ritminde yürümek, küçük anlardan mutluluk duymaktır. Kahvenin ilk yudumu, güneşin tenine değmesi, sevdiğin bir şarkıda kaybolmak gibi."
Reklam
Ne seni anlamaya yetti zaman... Ne beni anlamana... Dereden tepeden konuştuk, Havadan, sudan, giyimden, kuşamdan Ölümden, yaşamdan Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan, kalabalıktan filmlerden, kitaplardan, mutluluktan, gözyaşından Evlerin iç dünyasından söz ettik. Bu dünyayla, başkalarının dünyasıydı o uzun uzun anlattıklarımız Bir de dost arkadaş muhabbetleri... Kendi dünyamızdan söz etmedik hiç! Başımı alıp dağlara çıkacağım Avazım çıktığı kadar haykıracağım Dağlar taşlar yıkanacak gözyaşlarımda Beni onlar anlayacak derken... Ben sen anla diyordum aslında. Baktın öylece... Anlayamadın... Teselli edecek sözler aradın Çığlığı duyamadın Suskun olduğum günlerde yüreğimin neden buz tuttuğunu düşünmedin hiç! Girip göz bebeklerinden bana bakmaya zaman mı yoktu yürek mi? Bilmiyorum... Ben beni anlatmaya yetmedim biliyorum Seni anladım mı yeteri kadar şimdi düşünüyorum... Sar beni Üşüyorum... Yıldız KenterYıldız Kenter
“Yüreği soğuyanın savaşı biter” der Sezai Karakoç. Bir şeyler artık içinden gelmediğinde, kalp bir şeyin olacağına inancını yitirdiğinde, tutku ve arzuyla bağlandığın şeye karşı yüreğine amansız bir soğukluk yerleştiğinde mücadele etmeyi bırakır, tek bir adım dahi atamazsın.
At vuruldu içim paramparça Rüveyda.. Nurullah GençNurullah Genç
Kurudum da kadid oldum kumlarda, Sefer bekleye bekleye her gün ben Enginlerden bir rüzgâr esmez mi serin serin, Pul pul ürperişler geçer içimden. Bırak beni sahil, bırak beni kum! İnsaniyetinize sığınıyorum! Zeki Ömer DefneZeki Ömer Defne
Reklam