Bu sadece bir aşk hikâyesi değil, iki insanın birbirinin yaralarını sarma hikâyesi...
Bazen kötü olarak gördüğümüz şeyler, aslında hayatımızda başımıza gelen en güzel şeyler olabilir. Sırma ve Aras'ın hikâyesinde de tam olarak bunu gördük. İlk bakışta Sırma, Aras'ın şansı gibi görünse de aslında Aras da Sırma'nın şansı oldu.
Birbirlerini iyileştiren, büyüten ve değiştiren bu hikâyeyi büyük bir keyifle okudum. Çok güzel bir kitaptı ve severek okudum.
Kendi hakları için mücadele eden güçlü kadın karakterler, dönemin atmosferi, dostluklar, aile bağları ve tabii ki birbirinden güzel aşk hikâyeleri…
Her sayfasını büyük bir keyifle okudum.
Özellikle kadın karakterlerin karşılarına çıkan engellere rağmen pes etmemeleri ve kendi yollarını çizmeleri beni kendilerine hayran bıraktı. Romantizm kadar güçlü kadın hikâyeleri okumayı da seviyorsanız bu seri tam size göre.
Özellikle geceleri onun güvende olduğunu bilmem gerekiyordu. Koruyucu
içgüdülerim, günün en tehlikeli zamanının bu olduğunu haykırıyordu. Savunmasızdı. Herkes gizlice yaklaşabilir ve ona saldırabilirdi, zamanında karşılık vermenin hiçbir yolu olmazdı.
Fakat ben onu izlerken kimse ona zarar veremezdi çünkü önce beni ve tazılarımı aşmaları gerekirdi.
Ben onun gölgesiydim. Arkasında duran canavar.
"Ben seninim,Bacaklarımı kırabilirsin fakat yine de peşinden sürüneceğim. Eğer yaralanırsan seni iyileştirmek için kendimi parçalara ayıracağım... her... zaman... Bu geçici bir anlaşma değil. Birlikte olacağız. Sonsuza dek. Ya da öleceğim."