Eda

Reklam
Bir türlü, bir türlü kendime gelemiyorum! Nereye gitsem, aklımı başımdan alan bir olayla karşılaşıyorum. Bugün işte! Ah, bu nasıl bir yazgı! Ah, bu nasıl bir insanlık!
Bazen kendime şöyle diyorum: Yalnızca senin bu türden bir yazgın var; diğer insanların mutlu olmalarına sevin - hiç kimseye senin gibi acı çektirilmemiştir. - Sonra da eski zamanların bir ozanını okuyunca, kendi yüreğimin içini görür gibi oluyorum. O kadar acı çekiyorum ki! Ah, insanlar benden önce de böylesine perişan olmuş mudur?
Tanrı biliyor ya! Çoğu zaman, bir daha uyanmama isteğiyle, hatta bazen bir daha uyanmama umuduyla yatıyorum yatağıma; sabah gözlerimi açıp da güneşi gördüğümde içerliyorum.
İçimden, göğsümü parçalamak ve beynimi dağıtmak geliyor; insanların, birbirleri için ne kadar az bir anlamları var. Ah! Sevgi, sevinç, yakınlık ve coşku ve kendi içimden gelmiyorsa, bir başkası da bunları veremeyecektir bana; soğuk ve güçsüz bir halde karşımda duran birini, ben de mutlulukla dolup taşan yüreğimle mutlu edemem.
Reklam