Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Esin Elif

"Çoğu insan ölümden korkar. Son nefeslerine kadar beni görmeseler de hayatları boyunca bundan korkarlar. Tabii ki daha gözü kara olan bir avuç insan da var. Ömürlerini, yaşayanlarla ölülerin arasındaki uçurumu kapatmaya çalışarak geçirenler ve pelerinin ardındaki bakışları yakalayanlar. Ama önlerinde durduğumda onlar bile benden korkacak kadar akıllıdırlar. Ama sen, beni defalarca çağırdın. Beni sorguladın. Hatta beni öldürmeye teşebbüs edecek kadar ileri gittin." "Sizi eğlendiriyor muyum, efendim?" "Bazen." Sesi, kükreyen rüzgârda fısıltıdan biraz daha fazlasıydı ancak Signa, onu kendi düşünceleriymiş gibi net duyuyordu. "Ve diğer zamanlarda sonsuz bir baş belasısın. Yine de her zaman büyüleyicisin."
Sayfa 89
Reklam
"Bence onun kadar çok acı çeken biri için ölüm, bir kurtuluş gibi görünebilirdi." "Belki," dedi zar zor duyulan bir fısıltıyla. "Ama bunun ölümü daha az acımasız hâle getirdiğine inanmıyorum." "Neden böyle söylediniz?" Ellerini kucağında kavuşturdu ve acının, sesine işlemesine izin vermemeye çalıştı. "Çünkü ölüm, sadece ölüler için bir tesellidir, Bay Thorly. Geride bıraktıklarını pek umursamaz."
Sayfa 40
"Sevdiği ilk erkek olmamak beni rahatsız etmiyor çünkü sevdiği son erkek olacağımı biliyorum."

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Nezaket, genellikle nezaketten en uzak olan insanların kullandığı bir sözcüktü. Çünkü nazik insanlar bu sözcüğü bir silah olarak kullanmazlardı. Nazik insanlar her şeyin bir nedeni olduğunu ve her öykünün iki tarafı olduğunu da bilirlerdi.
“Biliyor musun, bana nazik davranıyorsun ve benden hoşlanmaya başladığını düşünüyorum.” O iri vücut olduğu yerde kaldı ve başını çevirip gri gözlerini yüzüme dikerken, sert ve ciddi ses tonuyla, “Senden hoşlanmadığımı kim söylüyor?” dedi.
Reklam
“Gerçekten de bir kartalmış, öyle mi?” “Rehabilitasyon görevlisinin gördüğü en büyüklerden biriymiş. Kadın neredeyse yedi kilo olduğunu söyledi.” Yürümeyi kestim. “Yedi kilo mu?” “Yerden alıp bir muhabbet kuşuymuş gibi kafese koymanıza çok güldü ” “İnsanları mutlu etmeyi severim.”
İnsanlar sonlar yaşadıklarında ağlarlardı; ama bazen yeni başlangıçlara gözyaşı dökmeniz gerekirdi.
Yeni sene, yeni Aurora. Aylardan haziran olması ne fark ederdi? Yeni senenizin 1 Ocak’ta başlaması gerektiğini kim söylüyordu, öyle değil mi?
Birisi hayatınıza bir yıkım güllesi savurduğunda hayatta kalamıyor, hayatınızın sonuna kadar binlerce kırık parçayla yaşamak zorunda kalıyordunuz.
Bakışları dizlerime takıldı ve gözlerini oradan ayırmadan, “Neler oldu? Çok mu kötü yaralandın?” dedi. Daha çok tökezlemeyi andıran bir adım attım. “Düştüm.” Burnumu çektim. “Kırılan tek şey ruhum.”
Reklam
İnsan hayatında onun ortalıkta olmadığını fark edebilen ya da eden kişiler olmayana dek yalnız olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamıyordu.
Zihnimde bir kıvılcım çaktı. Aynı anda hem gerçeği söyleyip hem de yalanla kurtulmanın bir yolu vardı. En iyi yalanlar böyle söylenirdi işte. Gerçekten bir parça katarak.
Sayfa 82
Zindan değil o zaman. Kâbus, O kadar emin olma, dedi. Birçok farklı kafes türü vardır.
Sayfa 80
“Sevgi, koşullu değildir,” demişti Ruth. “Birini memnun edeceksin diye her seferinde başarısız olduğun halde sürekli çemberden atlamaya çabalamanın sevgiyle bir ilgisi yoktur. Birinden korkuyorsan, onu sevemezsin Mariana. Kulak vermesi zor; biliyorum. Bu bir nevi körlüktür - ama uyanıp bunu net bir şekilde görmezsen tüm ömrün boyunca varlığını koruyacak, kendinin yanı sıra başkalarını da nasıl gördüğünü etkileyecektir.”
Sayfa 247
Andrew sadece şaka yapıyordu ama hiçbir kadın bir başka kadınla kendi aleyhine kıyaslanmak istemezdi. Andrew bunu bilmiyorsa tam bir aptaldı. Gerçi erkeklerin çoğu aptaldı.
2.357 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.