İnsan hayatını nasıl zenginleştirebilir? Bir çok kişinin yaşadığı mutsuzluk, büyük ölçüde,çok hasta olmalarından değil hayatın ilginç ve neşe veren, yönlerinden,yani hayatın güzel yanlarından uzaklaşmış olmalarından kaynaklanır.Oturup,hayattan bir çok şekilde zevk alabilecekken kendi problemlerini,günahlarını,hatalarını,semptomlarını,Tanrı bilir nelerini kafaya takarlar.Çoğunlukla,”moralim bunu yapamayacak kadar bozuk “derler. Tamam, bu bir bakıma doğru ama bütün cevap bu değil.Hayatlarını zenginleştrmek için bir girişim veya yetecek kadar bir girişim bile yapamazlar çünkü iyileşmek için en iyi yolun, tamamen kendi preblemlerine yoğunlaşmak olduğunu düşünürler. Oysa bu en iyi yol değil en kötü yoldur.
İnsanın sadece kendi problemleriyle ilgilenmesi, iyileşmesini veya tam bir insan haline gelmesini sağlamaz. İnsanın tek ilgi alanı kendisiyle güçlü, mutlu ve bağımsız bir şekilde yaşayamaz. İnsan yerde iki ayağının üzerinde durmalı ama durduğu zemin bir iğne veya raptiye olmamalı çünkü ortaçağ söylentilerine göre iğne üzerinde, ancak durduğu zemin geniş ve verimliyse ve etrafındaki dünyayla üretken ve ilgili bir şekilde bağlantılıysa yalayabilir.
Elinde bir silahla bana doğru koşan düşmanca niyetlerini gördüğüm birinin,elinde güvercinle gelen barış elçisi olduğuna inanırsam ölürüm.Yani gerçeğin anlaşılması,bilinmesi,onu kullanmak için gerekli olduğundan insanın biyolojik olarak şartlandırılmış bir fonksiyonudur.