Çocuk büyütmenin en tatsız yönlerinden biri onların geçirdiği öfke nöbetleridir. İster yalnızken, ister başkalarının gözü önünde olsun, bu krizler çok sevdiğimiz ve bir gülümsemesiyle dağları bile yerinden oynatabilen bir kişiyi (yani çocuğumuzu), göz açıp kapayana kadar çok itici ve sevimsiz biri haline getirebilir.
Sekiz yaşındaki çocuğunuzun, sizin masumane şakalarınıza bile tahammül edememesinin ve öfkelenerek savunmaya geçmesinin bir nedeni de budur. Sağ beynin sözel olmayan işaretleri okumakla görevli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. O yüzden, özellikle çocuğunuz yorgun ve karamsar bir ruh hali içinde olduğu vakit, sadece sizin söylediğiniz sözcüklere odaklanacak, sesinizdeki şakacı tonu ve konuşurken yaptığınız kaş göz işaretlerini de fark etmeyecektir.
Gelişme açısından bakacak olursak, çok küçük çocukların sağ beyinleri sol beyinlerine baskındır, özellikle de ilk üç yıl boyunca. Onlar henüz duygularını ifade etmek için sözcüklerden ve mantıktan faydalanma yeteneğinde ustalaşmamışlardır. Hayatlarını tamamen şimdiki ana göre yaşarlar, o yüzden de kaldırımın üzerinde yürüyen bir uçuçböceğini seyretmek için ellerinde ne varsa bırakıp yere çökerler ve onu izlerken kendilerinden geçerler. Onlar için yeni yürüyen bebeklere verilen müzik dersini kaçırmak hiç önemli değildir.
Ebeveynler olarak bizim karşımıza çıkan zorluklar, çocuklarımızın bu nehrin içinde olmadıkları ve fazla kaotik veya fazla kalıplaşmış bir katı düzen içinde oldukları vakitlerden kaynaklanır. Üç yaşındaki çocuğunuz oyuncak gemisini parktaki diğer çocuklarla paylaşmıyor m? Bunun nedeni onun hoşgörüsüzlüğü ve katılığıdır. Ağlamaya, haykırmaya ve yeni arkadaşı gemisini alınca maraza çıkarmaya başlar. Bu da bir kaos ortamıdır. Sizin orada yapmanız gereken şey, çocuğunuzu yeniden kendini iyi hissetme nehrine, yani kaos ve hoşgörüsüzlükten uzak, uyumlu bir ortama sokabilmektir.