الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـٔاً وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْؕ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَࣖ ﴿٢١٦﴾
﴾216﴿ Size zor geldiği halde savaş üzerinize farz kılındı. Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Zalim zulmederken imtihandadır. Mazlum zulme maruz kalırken imtihandadır. Zulüm herkes için imtihandır. Zalim, o, gününü görecek. Mazlum, o, mükâfatını alacak. Seyreden de eliyle, diliyle, kalbiyle durduğu yerin, aldığı konumun vebalini, hesabını verecek.
Medar-ı necat ve halâs, yalnız İhlastır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır. İhlâsı kazandıran harekatında ki sebebi, sırf bir emr-i İlahi ve neticesi riza-yi İlahi olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlahiyeye karışmamalı.
İhlâs Risalesi