..pek çok köpeğin efendisi, kendileri oturdukları yerden emir versinler ve köpekler birbirlerini boğazlasın diye onları zincirlerinden saldı. Dünyanın köpeklerini kışkırtan efendilerle dolu olduğunu anlamak için gazete okumak yeterli..
Burada sazlıkların, cırcırböceği tarlalarının ve tüflerin üzerine tamamen unuttuğum bir güneş vuruyor. Burada sıcak sanki göklerden inmiyor da yerden-topraktan, her şeye filiz sararak tüm yeşili yutmaya çalışan asmaların kökünden yükseliyor. Hoşuma giden bir sıcak bu, bir kokusu var: Ve bu kokunun içinde ben de varım- içinde pek çok bağbozumu, saman toplama, darı ayıklama, pek çok lezzet ve artık ruhumda kalmamış olduğunu fark etmediğim pek çok arzu var.
Sineklerin bile insanlardan iyi durumda olduğu köyler var. Ama isyan etmek için bu yetmiyor. İnsanların arkadan birinin itmesine ihtiyacı var. O zamanlar iten de vardı, gücünüz de…
(Abd) İnsanın kaderine razı olup da başını eğip, ötekilere şöyle diyebileceği bir ülke değildi: “İyi kötü tanıyorsunuz beni. Bırakın iyi kötü yaşayayım.”