“Boyun eğenler yaşar, boyun eğmeyenler ölür,” dedi Nemesis, “ve sen boyun eğmiyorsun."
“Ölecek miyim?” diye sordum gözlerinin içine dik dik bakarak.
“Yapamayacağımı mı düşünüyorsun?”
“Seni durduran ne?” diye sorduğum da dişlerini birbirine bastırdı, keskin çenesinin sınırlarında oluşan çukurlara bakarken kaşlarımı çattım. “Efken yanın mı?”
“Ben Efken’in tamamıyım, sen ise benim içimdeki küçük bir parçasın, aptal yanımın uydurduğu bir parçasın,” dedi dişlerinin arasından. “Seni parmaklarımın arasında küle çevirmek bir saniyemi alırdı.”
“Neden yapmıyorsun?” diye bastırdım.
“Çünkü sana dokunduğum da, içimdeki o küçücük parça beni kökümden sallayan depremlere dönüşüyor.”
"Yunanlılardan sonraki en büyük hırsız Vartalılar. "
"Cacığa da cacıki diyor mu Vartalılar?"
"Yok ona yoğurtlu hıyar salatası diyorlar."
"Ciddi misin sen?"
"Yoğurtlu salatalık salatası diyorlar işte. Ama Efken hıyar salatası diyor. "
"Efken'in her şeyin önüne bir hakaret kalıbı yerleştirmesine alıştım... Cacığımıza neden yoğurtlu hıyar salatası diyorlar ya?"
"İlk kez öyle dediklerine şahit olduğumda sabaha kadar ırmağının akışına ölürüm Türkiye'm diye şarkı söyledim ben, Mahinev. Ağlıyordum. Denize de dökemedim hiçbirini, tektim burada. Çok kalabalıktılar."
"Seni seviyordum,"dedi Efken bileğinin içine bakarken. "Sen benim en büyük rakibimdin ve ben seni seviyordum."
Herkes sustu.
Zaman bile.
Gözlerimiz buluştu.
"Sakladığın adam benim,"dedi yavaşça. "Nigin'in benim."